Explore every episode of the podcast ZAKİRİN
| Title | Pub. Date | Duration | |
|---|---|---|---|
| ZAKİRİN-51- ŞİFA TERAPİSİ - 25 Manevi Reçeteler- Deva'lar - Şifa Ayetleri ve Hadisleri- 19 Tahmidiye (AR-TR ) DUALARI(1-2-3) | 12 avr. 2020 | 02:45:32 | |
Duâ bir ubûdiyettir; ubûdiyet ise, semerâtı uhreviyedir. Dünyevî maksadlar ise, o nevi duâ ve ibâdetin vakitleridir; o maksadlar, gàyeleri değil. Beliyyelerin istilâsı ve muzır şeylerin tasallutu, bâzı duâların evkàt-ı mahsusalarıdır ki, insan o vakitlerde aczini anlar; duâ ile, niyaz ile Kadîr-i Mutlakın dergâhına ilticâ eder. Eğer duâ çok edildiği halde, beliyyeler def’ olunmazsa, denilmeyecek ki, "Duâ kabul olmadı." Belki denilecek ki, "Duânın vakti, kazâ olmadı." Eğer Cenâb-ı Hak, fazl ve keremiyle, belâyı ref’ etse, nurun alâ nur, o vakit duâ vakti biter, kazâ olur.Demek duâ, bir sırr-ı ubûdiyettir. Ubûdiyet ise, hâlisen livechillâh olmalı. Yalnız aczini izhâr edip, duâ ile Ona ilticâ etmeli; Rubûbiyetine karışmamalı. Tedbîri Ona bırakmalı, hikmetine itimad etmeli, rahmetini ittiham etmemeli. Tüm dünyayı etkisi altına alan Corona virüs münasebetiyle herkesin evlerinde bilfiil ve sosyal medya aracılığı ile grublar halinde yana-yakıla belaların def edilmesi ve şifa niyetiyle edilen dualara iştirak etmek ve katkı sağlamak niyetiyle ; daha önce paylaştığımız ZAKİRİN-33- 1 - ŞİFA TERAPİSİ (Hastalar Risalesi-1) ve ŞİFA (Tahmidiye AR-TR ) DUALARI-1 programımızın devamı olarak , Şifa Ayetlerini,Hadis-i şeriflerde zikredilen bir kısım şifa dua ve tavsiyelerini ve Ustad Bediuzzaman Hz nin yazdığı "musibetzede ve hastalara hakiki bir teselli , manevî bir reçete, ve nâfi’ bir merhem olabilecek yirmi beş devayı içeren 25.Lem'a(Hastalar Risalesi-2-3) ve (Tahmidiye 2-3 ) kısımlarını bu programda paylaşıyoruz. Üstad Hz maddi ve manevi musibetlere ve hastaliklara karşı "Hazreti Ali (ra) Efendimizin ismi azam olarak kendine kabul ettiği Ferd, Adl, Hay, Kayyum, Hakem, Kuddüs altı esmasını, 19 ukdeden oluşan ve bu isimleri şefaatçi ederek duâ ettiği çok tesirli, küllî bir duâ TAHMİDİYYE duâsının pek çok maddî ve manevî olan hastalıklara şifa olduğu belirtilmiştir. Arzu edenler 33. Programımızı dinleyebileceği gibi, bela ve musibetlere karşı daha önce okunan ZAKİRİN-42-BELA ve MUSİBETLERE Karşı Okunacak; Kenz-ül Arş, İmam-ı Azam Ebu Hanife Hz. nin Şifreli Kur'an ayetleri, Hz Geylani (KS) Nasr-Yardım , Tevhidname Dualarıni da dinleyebilir. Bu programdaki duaların fazileti hakkında; Kenzül Arş Duası; Hz. Ali r.a tarafından düzenlendiği, ehlibeyt ve sahabeler tarafından rivayet edildiği bilinen ,asıl sûreti Kur’ân’dan ve hadislerden alınan muazzam hikmetleri sırları ve faziletleri olan bir duadır. Kim ki "Fâtiha’yı, İhlas Süresi’ni, Kâfirun ve Felak ve Nâs Suresi’ni üç kere okuyup sonra da bu duayı okursa Allah onu karşılaştığı bütün varlıkların şerrinden korur ve her türlü hastalıktan, her zalimin şerrinden onu emin kılar ve bütün isteklerini verir" denilen bu duâ metnini bu günlerde Allah’ın merhametine ve şefkatine sığınmak için okuyabiliriz, dinleyebiliriz. KUR’ÂN‐I KERİM’DEN 15 AYET Ayrıca yabancı dostlarımız için Hastalar risalesinin İngilizce çevirisi ve şifa duaları ve müzükal enstrümanlarla hazırlanan ZAKIRIN-SUFI- 34 - 1- HEALING THERAPY and PRAYERS for GOD and Best Spiritual Songs... programını dostlarımız için paylaşabiliirz | |||
| ZAKİRİN- 50- Şefkat Kahramanları Hanımlara İthafen (Rabia-tul Adeviye Fazileti-Duası, Hanım Sahabilerin İsimleri ile Dua- Alvarlı Hz.Nenni Muhammedim Nenni Kasidesi) | 22 mars 2020 | 00:57:29 | |
Allah Teâlâ’nın Kur’an’da kadınları muhatap aldığı birçok ayet vardır. Allah Teâlâ tarafından övülen kadınlardan biri olan “Firavun’un karısı”Müzahim kızı Asiye dir.Rasûlullah (s.a.s) şöyle buyurdu; “Erkeklerden kemale ulaşanlar yaninda Kadınlardan kemale ulaşanlar ise Firavun’un karsı Asiye, İmran kızı Meryem ve Huveylid kızı Hatice’dir.”Hz. İsa gibi büyük bir peygamber “Meryem oğlu İsa” olarak anılmış, Nisa (kadınlar) Suresi ve Meryem Suresi adıyla müstakil sureler yer almış, kadınlar üzerinden bütün insanlara örnekler verilmiştir. Kadınlar, birer şefkat âbidesidir. Başta çocuklarına karşı sergiledikleri şefkat, aynı zamanda Nur mesleğininin de bir esasıdır. “Acz”, “fakr”, “şevk” ve “şükür”den sonra, “tefekkür” tedebbür, teemmül ve bir de “şefkat”. Bunlar, adeta imanın altı rüknü gibi, imana ve Kur’an’a hizmet mesleğinin altı rüknüdür; şefkat de onlardan bir rükündür. Kadınlar, şefkat kahramanlarıdır. Şefkat, Cenâb-ı Hakk’ın Rahmâniyet ve Rahîmiyet’ine mazhariyetin ifadesidir. Bu da dünya ve ukbâda, Cenâb-ı Hakk’ın, bütün mahlukâtı re’feti ile, utûfeti ile -kucaklama tabiri caiz ise- kucaklaması, himaye etmesi, sıyânete alması demektir. Evvelâ onlar, böyle bir mazhariyetlerini, yüksek mazhariyetlerini sergilemiş oluyorlar. Eşinden/çocuklarından koparılan, hapse atılan veya ıssız bir yerde aile birleşimi bekleyen ya da kendisi nispeten emniyette olsa da bütün elemleri gözyaşlarıyla paylaşıp muavenet-yardimlasma amaçlı vesilelerle imdada koşmaya çalışan günümüzün mazlum ve mağdur kadınları, Hazreti Hatice, Âişe ve Hâcer gibi validelerimizin temsilcileridirler; Allah onları da zayi etmeyecektir; onların katlandıkları mağduriyetlerin ve yaptıkları iyiliklerin de hiçbiri boşa gitmeyecektir inşaalah. Kadın evliyâ`nın büyüklerinden Râbia-i Adviyye Tâbiînden ve hanım evliyanın büyüklerindendir. 714-796 yıllarında Basra’da yaşadı.Hazret-i Râbia, çok oruç tutardı. kıldığı her namazı; “Bu benim son namazımdır” diye huşû ile kılar! hep Allahü teâlâyi zikirle ve tefekküre ibadetle ile meşgul olurdu. Bu programda Hz Rabia'nın meşhur seher duası ve Hanım Sahabilerin isimleri ile Dua ve Alvarlı Hz nin Nenni Muhammedim Kasidesini okunacak | |||
| ZAKİRİN-49- Mİ'RAÇ YOLCULUĞU (Mi'raç Hakkında, Salat-u Selamlar, İstiğfarname , Bela ve musibetlere karşı Yakarışlar) | 22 mars 2020 | 01:22:13 | |
·"Ayetlerimizden bir kısmını ona göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haramdan alıp, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâya seyahat ettiren Allah, her türlü noksandan münezzehtir. Şüphesiz ki O herşeyi hakkıyla işiten, herşeyi hakkıyla görendir.” İsrâ Sûresi, 17:1. · Recep ayının 27. gecesinde idrak edilen Miraç Kandili Peygamber efendimiz Hz. Muhammed’in Mescid’i Aksa’dan semaya yükselerek yaptığı hikmet yüklü geceyi ifade ediyor.Hakikat-i Mirac; Zât-ı Ahmediyenin (a.s.m.) merâtib-i kemâlâtta seyr ü sülûkünden ibarettir.. · Miraç hakikatinin tüm insanlığa getirdiği hediyeler 1.meyve; zât-ı Ahmediye (a.s.m.)Erkân-ı imaniyenin hakaikini gözle görüp, melâikeyi, Cenneti, âhireti, yetmiş bin perde arkasında Zât-ı Zülcelâli gözle müşahede etmiş. Sultan-ı Ezel ve Ebedin marziyâtını, doğrudan doğruya, Mirac semeresi olarak, hakkalyakîn işitip, getirip beşere hediye etmiştir. · Bu programda Hz Ali'nin evladı kahramalıkta ilim irfan ve ibadet-ü taatte zirvelerde olan Muhammed Hanefiyye Hz nin,Peygamberimize Mi'raçda istikbal ettiği arkasında cemaatle namaz kıldığı büyük peygamberlere atfen Peygamberimize yaptığı selatu slamlarını, Hz Ali RA torunu Zeynelabidin Hz nin yakarışlarını ve günümüzdeki belva-i umumi Corona viriüsü ve tüm belalara karşı tavsiye edilen duaları okuyacağız | |||
| ZAKİRİN-48- ZİKİR-TEFEKKÜR-TEFEKKÜRNAME BİRLİKTELİĞİ | 06 mars 2020 | 01:00:59 | |
Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyân da لَعَلَّكُمْ تَتَفَكَّرُونَ - لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ Tâ ki tefekkür edin.” Bakara Sûresi, 2:219; “Tâ ki tefekkür etsinler.” Nahl Sûresi, 16:44. Ve İnsan, bir saat sağlam tefekkür ederse, o insanda erkân-ı imaniye inkişaf eder ve Allah'la olan münasebeti bu tefekkürü yapmayanlara göre daha derince olur.Belli vird ve zikirler de, insanın tefekkürünü geliştirir. Zira bu vird ve zikirlerde yer alan cümleler, belli bir tefekkürün sonucunda ortaya konmuş ifadelerdir. Zikirle fikir yolu açılır, zikir size yeni düşünme ufukları açarsa, oradaki çok küçük esintilerle bile, sizin onca beyin cehdi ortaya koymanıza rağmen elde edemediğiniz şeylere mazhar olabiliriz... Bazen derin bir tefekkür, aşk derecesinde bir zikretme lüzumu doldurur insanın gönlüne. Kâinat kitabının birkaç sayfasını çevirip, mütalâa edince gönül coşar da Rabb’ini anmak, onun isimleriyle susuzluğunu gidermek ister. Fikir, elimizden tutup bizi ubûdiyete götürür. Böylece salih bir daire meydana gelir. Zikir, bizi fikirde yeni ufuklara ulaştırır; daha evvel dar aklımızla, kevnî veya tekvinî mantığımızla düşünüyorken, zikir sayesinde letâif-i Rabbâniyemiz devreye girer ve artık onlar da düşüncemize yardımcı olur. Daha farklı bir derinlikte tefekkür etmeye başlayabiliriz. Bir “Lâ ilâhe illallah” derken, o anda Allah Teâlâ’nın bütün isimlerini, bütün tecellîlerini bir anda duyabilelim, bir anda onlarla dolalım. Fakat maalesef, Cenâb-ı Hakk’ın bu kadar lütfu karşısında bizler hâlâ suretle uğraşıyoruz; şekle takılıp kalıyoruz. Onu anarken onun büyüklüğüne, enginliğine göre anmak için kendimizi zorlamalıyız. Otuz sene kırk sene demeden, ısrarlı olmalıyız. Kendi darlığımızla değil, o tecellî-i ilâhîyi kendi enginliği içinde anlamalıyız. Fayda sağlayacak bir tefekkürün olabilmesi için insanın, öncesinde birtakım malumata sahip olması gerekir. Bunun için de bol bol kitap okuma ve kitap okuma müzakere "sohbet-i canan" meclislerine katılım çok önemlidir. Hz. Resulüllah (a.s.m) bir hadiste zikir hakkında şöyle buyurmuştur:"İnsanlar bir araya gelip Allah'ı andıkları zaman, melekler onları kuşatır, rahmet onları kaplar ve Allah onları kendisine yakın olan kişilerden kaydeder."Bu hadis-i şerifte de açıkça belirtildiği gibi, Allah için toplanıp İlahi hakikatleri birbirlerine anlatanlar hem zikir ibadeti işlemiş ve hem de meleklerin duasına ve yanlarına gelmelerine vesile olmuş olurlar. | |||
| ZAKİRİN-47- REĞAİB KANDİL PROGRAMI ( Üç Aylar ve Reğaib Gecesinin Faziletleri, Sahife-i Seccade'den Tevbe-İltica Reğaib Duası ve Kapsamlı Salat-u Selamlar) | 24 févr. 2020 | 01:32:10 | |
Üç ayların başlanıgıcı Receb ayında sevablar kulların defterlerinin sevab hanelerine, bol bol dökülmesi dolayısıyla da Receb-ül esabb; Allah'ın rahmetinin cuşa gelip, ikram ü ihsanatının bol bol kullara geldiği ay denmiştir. Recep ayının ilk cuma gecesinde idrak edeceğimiz Reğâib Kandili, beklenen Nebi’nin anne karnında olduğu bir sürece tevafuk eder. Belki de o sürecin ilk mühim merhalesinin kilometre taşıdır. Âmine Hatun’un Peygamberimiz’e hamile olduğunu farkettiği, belirtileri yakaladığı gecedir. Bediüzzaman Hazretleri ise Reğâib gecesinin Zât-ı Ahmediye’nin terakki hayatının başlangıcının ünvanı olduğunu; Mi’rac gecesinin de Zât-ı Ahmediyenin terakki hayatının zirve noktasının ünvanı olduğunu bildirmektedir. Reğâib’in kudsiyetini vurgularken de, Hazret-i Risalet’in (sas) bir derece bir cihette âlem-i şehadete (ana rahminde dünyaya) Reğâib gecesi teşrif ettiklerini haber vermektedir. (Nursi, Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s.206, 207) Abdül-Kadir-i Gîlânî (k.s.) ( Günyetü't-tâlibîn adlı eserinde şöyle yazıyor:"Receb: tevbe; Şa'ban muhabbet; Ramazan da Hakk'a kurbiyet ve vuslat ayıdır.""Receb: Günahı, zulm ü cevri terketme; Şa'ban: Salih amel işleyip vefa gösterme; Ramazan ise Sıdk u safaya erme ayıdır." Zünnûn-ı Mısrî rh. diyor ki: "Receb ekme, Şa'ban sulama ve tımar, ramazan ise hasad ve biçim ayıdır.""Sene bir ağaca benzetilse Receb, o ağacın yapraklanma; Şa'ban, çiçeklenip meyvalanma; Ramazan ise olgunlaşan mahsülün devşirilip toplama zamanıdır." Hulasa; Günahkâr, âsi, mücrim, gafil kulların, eğriyi bırakıp doğruya, batılı bırakıp hakk'a, kötüyü bırakıp iyiye, yönelmesi, yani Tevbe-i nasûh eylemesi için kacirilmayacak fırsat gunleridir 3 aylar ve bu mübarek gunler Biz ZAKİRİN olarak; daha önce dile getirdiğimiz Hz Peygamberimizin Torunu Şehid Hz Hüseyin RA yadigarı Seyyidler Ehli Bey altın halkasının ilklerinden Büyük Tabiin Imamı Zeynelabidin Hz nin Efendimuzin makami Medine den niyazda bulunduğu (Sahife-i Seccade ve Kulub-ud Daria da yer alan) dualarindan bir kısmını ve kapsamlı Salat-Selamları bu mübarek gün ve gece munasebetyle arzedecegiz. | |||
| ZAKİRİN-46- MU'CİZAT-ı KUR'ANİYE (Meşhur Kurra Hafız ve Kabe İmamlarının Müthiş Kıraatleri ile Kur'an Hakkında ve en Müessir -Maddi ve Manevi Şifa Ayetleri) | 21 févr. 2020 | 01:04:58 | |
Bedîuzzamân (ra) Hazretleri eserlerinin muhtelif yerlerinde, “Cenâb-ı Hakk’a vâsıl olacak pek çok tarîkat bulunduğunu”, “bütün hak tarîklerin Kur’ân’dan alındığını”belirtiyor. Dolayısıyla Kur an bütün zikirlerin kaynağıdır. 1. Kur’ân’ın okunuşunda yüksek bir selâset vardır ki, lisanlara ağır gelmez. Kur'an küfre, şirke, imansızlığa, zulme ve vicdansızlığa karşı bir şifadır. Bu zaten açıkça ortada... Kur'ân'ın davetine uyanlar bu şifayı tadıyorlar, anlıyorlar ve yaşıyorlar. Çünkü Kur'an bu özelliğiyle insanlığın en büyük yaralarını tedavi ediyor Evet, selef-i sâlihîn arasında Kur’an-ı Kerim’i üç günde bir hatmedenler olmuş; lâakall (en azından) on beş günde bir hatmetmişler. “Otuz gün” diyen, ben görmedim. Fakat en azından otuz günde bir; yani, her gün bir cüz okumak suretiyle otuz günde bir hatim yapmalı, lâakall. Allah’ın Kelamı’nı, bu kadar zaman içinde tekrar etmeli, hatmi lâakall bir ay içine sığıştırmalı. Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’i okumayı, anlamayı ve mûcibince amel etmeyi cümlemize nasib eylesin. Kur’an’ın nurundan, irşadından ve şefaatinden bizleri mahrum eylemesin. | |||
| ZAKİRİN-45- ASHAB-I BEDR ( Duaların Kabulüne en Büyük Vesile , Peygamberimize, Kur'an'a, İslam'a Sahip Çıkan Öncüler - İlkler - "Gökteki Yıldızlar" Bedir Sahabilerinin İsimleri ile Yakarışlar) | 06 févr. 2020 | 01:27:21 | |
Hz. Muhammed’in (aleyhissalatu vesselâm) risaletine iman edip O'nun ile sohbet ile en üstün şeref kazanan Sahabenin en küçüklerine bile arkadan gelen ümmetin “en kâmilleri olan evliyanın en büyükleri bile üstün gelemiyecekleri belirtilmiştir. Çünkü O'nlar en ağır şartlarda İslâmın tesisinde ve ahkâmının yeryüzüne neşrinde çalışmışlardır. "Ehli Bedri üzerinde bulundurmak, okumak, hıfzetmek, düşman üzerine nusret,düşmanların, münafıkların, zalimlerin şerrinden korunmak ve yangın , hırsız ve boğulmaktan sıyânet ,veba ,tâûn gibi her türlü hastaliklardan ins ve cinnin mazaratlarını defetmek ve merâtibi dünyeviyyeye nail olmak için iksiri mücerreb olduğuna Meşihât-ı İslâmiyye haber vermislerdir | |||
| ZAKİRİN-44- Hz Peygamberimizin torunu, Hz Hüseyin'in yadigarı İMAM ZEYNELABİDİN HZ. nin Hayatı, En İçten ve Derinden (Tevbe-Nedamet-Havf-Reca-İltica) Yakarışları-Sahife-i Seccade-1 | 02 févr. 2020 | 01:37:09 | |
Hz Peygamberimizin torunu Hz Hüseyin'in yadigarı Seyyitler Altın Halkasından
Seyyidler zinciri On iki imamın dördüncüsü,Tabiinin büyüklerinden ,Seyyidü’s-sâcidîn, Seccâd, Zü’s-sefenât” (fazla secdeden dolayı dizleri nasır tutmuş) lakaplarıyla da tanınan, Resûl-i Ekrem’in ve Hz. Hüseyin’in neslini devam ettirdiği için “Âdem-i Âl-i abâ” ve “Ebü’l-eimme” diye zikredilen büyük takva sahibi ve ibadete düşkünlüğünden ötürü, ibadet edenlerin süsü manasına gelen "Zeynelabidin" lakabıyla meşhur olan HZ. İMAM ZEYNEL ABİDİN; Dedesi Hazreti Ali'nin, Medine'deki şahadetinden iki sene önce 38'de (M. 658) dünyaya gelmiştir.
Zeynelâbidin'in hayatı derin hüzün içinde geçmiştir. Zira on üç yaşında iken Kerbelâ vak'ası ve onu takibeden fitneler zuhûr etmiş, Kerbelâ'da aziz Pederi şehid edilirken Emevî ordusu kumandanı Ömer b. Sa‘d tarafından kurtarıldı. Medine’ye dönüp orada yerleşti.
Ehl-i beyt’in başına gelen felâketler görerek zalim idarecilerin şerrinden korunmak için dinî-siyasî hiçbir hizbin içinde yer almadı.
Hayatını daha çok ilim ve ibadetle geçiren Zeynelabidin, 713 - 94 hicri yılında Medine’de Hakk’ın rahmetine kavuştu ve Bâkî mezarlığında amcası Hazret-i Abbas'ın yanına defnedildi.Şiîler onun Halife Hişâm b. Abdülmelik tarafından zehirlendiğini şehid edildiğini öne sürer.
Dördü kız, on dört evlâdı olan Zeynelâbidin, vefat ettiği sırada geride, müminlere örnek olacak zühd ve takvâyla geçen bir hayat bırakmıştı. Hazret-i Zeynelâbidin on iki imamın dördüncüsu olup Beşinci imam ise Zeydiyye’nin kurucusu sayılan oğlu Muhammed Bâkır Zeyd bunlar arasındadır .
Zühd ve takvâda ümmetin önde gelenlerinden olan Zeynelâbidîn büyük bir tâbiîn idi. Babası ve amcası dışında Hz. Âişe, İbn Abbas, Ebû Hüreyre, Câbir b. Abdullah, Abdullah b. Ömer ve Ümmü Seleme gibi sahâbîlerden hadis rivayet etmiş, tâbiînden Saîd b. Cübeyr, Seleme b. Dînâr gibi kişilerle ilmî sohbetlerde bulunmuştur. Öğrencileri arasında başta Zührî olmak üzere Süfyân b. Uyeyne, Nâfi‘, Mukātil b. Süleyman gibi kimseler zikredilmektedir. En önemli Eserleri. eṣ-Ṣaḥîfetü’l-kâmiletü’s-Seccâdiyye. ve Risâletü’l-ḥuḳūḳ dur.
Zeynelâbidin ve soyundan devam edegelen Ehl-i Beyt mensupları, Sünnet-i Seniyye’nin en önemli takipçileri ve devam ettiricileri oldular. Gerek Zeynelabidin, gerekse ondan önce ve sonra gelen Ehl-i Beyt silsilenin Risâle-i Nur hizmetinde ayrı ve özel bir yeri vardır.Bediüzzaman, "Üveysi bir surette doğrudan doğruya hakikat dersimi Gavs-ı Azam’dan (k.s.) ve Zeynelabidin (r.a.) ve Hasan, Hüseyin (r.a.) vasıtasıyla İmam-ı Aliden (r.a.) almışım. Onun için, hizmet ettiğimiz daire onların dairesidir." (Emirdağ Lahikası, s. 61) demektedir.Zeynelabidin’in en büyük hizmetlerinden bir tanesi de Cevşenü’l-Kebir’in nakil vasıtalarından biri olmasıdır.İlim-irfan-evrad-u ezar yanında gece geç saatlerde sadece her şeyi görenin gördüğü inanç ve şuuruyla sırtında yiyecek çuvallarını taşıyarak fakirin, fukaranın evinin önüne hiç kimse görmeden bırakan Allah Rasulü’nün bu mübarek torunu için büyüğümüz onu anlatirken ‘Ben Zeynelabidin’i size sadece tanımanız için anlatmıyorum. Zeynelabidin gibi olmaya davet ediyorum’ demişti.
Kulubu Daria da 20 sayfada 15 farklı buutlarda yer alan Sahife-i Seccadiye, İmam Zeynel Abidin’in (a.s) en içten dua ve münacatlarını barındıran bir dua mecmuasıdır ve o donemin – özellikle Medine’nin- maneviyatta zirve seviyesini yansıtan mükemmel bir ayna gibidir.
14 asır önce Medine'den edilen bu duaların sanki Gunumuzde yaşanan zulümlere maruz kalan, yurtlarından yuvalarından tehcir edilen, herşeye rağmen sabırla metanetle Hakka teveccuhlerini daha da percinleyen, hayatını havf ve reca endeksli surduren, Hakkın hosnutluguna ulaşmak için sürekli değişik vesileler arayan İrfan ve marifet erleri ariflere zakirlere hitaben sanki onlar adına derinlemesine dua edilmis gibi olduğunu görebiliriz.
Işte Biz bu 15 farklı müthiş uzun yakarislarin ancak bazi kisimlarini okumaya çalışacagiz.
| |||
| ZAKİRİN-43- AŞK-I RESULULLAH-SALAVAT-I HABİBULLAH (Duaların Kabulune ve Şefaate Mazhariyet için En büyük Vesile Salavat Hakkında, Haftalık-Günlük En Mergub-Makbul Salavatlar-1-2 | 31 janv. 2020 | 01:42:30 | |
Günlük koşuşturmalarımız, meşgalelerimiz arasında unuttuğumuz nice önemli şeylerden biririside Allah'ın Habibi olan Hz. Muhammed'i anmakdir. Aslında ümmeti olarak her gün O'nu (sallallahu aleyhi ve sellem) anmak, dilimizi ve gönlümüzü Peygamberimiz'e selam ve salât göndererek renklendirmek, O'nunla irtibatımızı kurmak O'na karşı duyduğumuz vefanın bir gereği. Deniliyor ki, her peygamberin kendi ümmetine verdiği bir şey vardır. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) buyurmuştur ki: "Ben, ümmetime vereceğimi, ahirete sakladım. O da şefaatimdir." Bu programda, Kulubu Daria da yer alan haftalık-günlük salavatlardan P.tesi günü okunması tavsiye edilen Salavatları AR ve TR açıklamalarıyla , Efendimiz hakkında söylenen mükemmel beyanları, Naat-Kasideleri müzikal enstrümanlar ile beraber okuyacagiz | |||
| ZAKİRİN-42-BELA ve MUSİBETLERE Karşı Okunacak; Kenz-ül Arş, İmam-ı Azam Şifreli Kur'an ayetleri, Hz Geylani (KS) Nasr , Tevhidname ve Kabe Duaları | 26 janv. 2020 | 01:02:29 | |
Duâ bir ubûdiyettir; ubûdiyet ise, semerâtı uhreviyedir. Dünyevî maksadlar ise, o nevi duâ ve ibâdetin vakitleridir; o maksadlar, gàyeleri değil. Meselâ, yağmur namazı ve duâsı bir ibâdettir. Yağmursuzluk, o ibâdetin vaktidir; güneşin gurûbu, akşam namazının vaktidir; hem güneşin ve ayın tutulmaları, küsûf ve husûf namazları denilen iki ibâdet-i mahsusanın vakitleridir. Ve beliyyelerin istilâsı ve muzır şeylerin tasallutu, bâzı duâların evkàt-ı mahsusalarıdır ki, insan o vakitlerde aczini anlar; duâ ile, niyaz ile Kadîr-i Mutlakın dergâhına ilticâ eder. Eğer duâ çok edildiği halde, beliyyeler def’ olunmazsa, denilmeyecek ki, "Duâ kabul olmadı." Belki denilecek ki, "Duânın vakti, kazâ olmadı." Eğer Cenâb-ı Hak, fazl ve keremiyle, belâyı ref’ etse, nurun alâ nur, o vakit duâ vakti biter, kazâ olur.Demek duâ, bir sırr-ı ubûdiyettir. Ubûdiyet ise, hâlisen livechillâh olmalı. Yalnız aczini izhâr edip, duâ ile Ona ilticâ etmeli; Rubûbiyetine karışmamalı. Tedbîri Ona bırakmalı, hikmetine itimad etmeli, rahmetini ittiham etmemeli. ZAKİRİN Programlarımızda başta Peygamberimiz(SAV),Hulefa-i Raşidin,Sahabe,Tabiin,Muhadremun,Üveysi,İmamlar,Gavsları ve Üstadlarımızın dularını okumaya,paylaşmaya çalışıyoruz. Başta güzel ülkemizin insanları olmak üzere bütün ümmet-i Muhammed’in (aleyhissalâtü vesselam) her türlü musibetten kurtulup selâmete çıkması, maddî manevî sıkıntılardan sıyrılıp inşiraha kavuşması niyetiyle bu programda 4 büyük duayı paylaşacağız. Kenzül Arş Duası Hz. Ali r.a tarafından düzenlendiği, ehlibeyt ve sahabeler tarafından onların aracılığı ile rivayet edildiği bilinen bir duadır. Kenzül Arş Duası asıl sûreti Kur’an-ı Kerim’den alınan muazzam hikmetleri sırları ve faziletleri olan bir duadır.Hazreti Ali kerremallahü vechehû buyuruyor ki:“ Ben bu duayı okuduğum vakit düşmanıma galebe çalardım. Kim ki Fâtiha’yı, İhlas Süresi’ni, Kâfirun ve Felak ve Nâs Suresi’ni üç kere okuyup sonra da bu duayı okursa Allah onu karşılaştığı bütün varlıkların şerrinden korur ve her türlü hastalıktan, her zalimin şerrinden onu emin kılar ve bütün isteklerini verir. Duânın başlangıç kısmı Allah’ın Erhamü’r-Râhimîn, Hannân, Mennan, Bedîü’s-Semâvâti ve’l-Arz, Zü’l-Celâli Ve’l-İkram isimlerine ve Allah’ın Kerîm zatını zikre tahsis edilmiş. Bu yüce isimlerin şefaatiyle özrümüzün kabulünü, ihtiyaçlarımızın giderilmesini, isteklerimizin verilmesini, günahlarımızın bağışlanmasını istiyoruz ve nitekim günahları Erhamü’r-Râhimîn olan Allah’tan başka hiç kimsenin bağışlayamayacağını dile getiriyoruz.Kur’ân’dan ve hadislerden alınan bu duâ metnini, sıkıntılı hallerimizde, günahlarımızdan af ve bağışlanma istediğimiz ve ihtiyaçlarımızın giderilmesini şiddetle arzuladığımız her an, Allah’ın merhametine ve şefkatine sığınmak için okuyabiliriz,dinleyebiliriz KUR’ÂN‐I KERİM’DEN 15 AYET Gavsu'l Azam, Sultanü’l Evliya, Kutbu’l Aktab, Gavsü's Sakaleyn Abdülkādir Geylânî Hazretlerinin Hizb-ün Nasr Duası Tevhidname ve Kabe İmamlarının okuduğu Hazin Dualar.. Ya Rabbî! Dileklerimize icabet buyur, icabet buyur, icabet buyur ya Rabbî! Ey Nuh (aleyhisselam)’ın, kavmi hakkındaki duasına icabet eden, düşmanlarına karşı İbrahim (aleyhisselam)’a yardımda bulunan, Hazreti Yusuf’u babası Yakub Peygamber’e kavuşturan, Hazreti Eyyub’a dokunan zararı kaldıran, Zekeriya (aleyhisselam)’ın duasına kabul mührü vuran, Yunus ibn Metta (aleyhisselam)’ın tesbîhini makbul sayan Rabbim! Dualarına icabet ettiğin bu peygamberân-ı izam hürmetine bizim dualarımızı da kabul eyle. | |||
| ZAKİRİN-41- Duaların Kabulune En büyük Tılsım İSM-İ AZAM (Kur'anda ve Hadislerde geçen, Sahabe-İmam-Gavs ve Peygamberlere göre İsm-i Azam Dualari ) | 20 janv. 2020 | 01:16:14 | |
İsm-i A'zam, Allah’ın bütün esmâ-i hüsnasının mânâsını içinde toplayan en kapsamlı isimdir.Kur’an’da; “Yüce Rabb’inin adını tesbih et” (Vâkı’a, 56/74, 96; Hâkka, 69/52;A’lâ, 87/1),“Azamet ve ikram sahibi Rabb’inin adı yücedir” (Rahmân, 55/78) buyurulmuş; Hadislerde de farklı isimler geçmektedir. a) Allah lafzı ve O’na işaret eden huve zamiri. Çünkü Allah lafza-i celali bütün esma-i ilahiyeyi içinde barındıran en kapsamlı esmasıdır. b) Lâ ilâhe illâ hû ,el-Hayyü’l-Kayyûm (diri ve kayyûm) er-Rahmânve er-Rahîm.c)Hz. Aişe validemiz, “Hz. Peygamber beni dua ederken duydu ve, `ism-i a’zam, mutlaka dua ettiğin isimler arasındadır’ buyurdu” demiştir. Bu hadiste dört isim; Allah, Rahmân, Rahîm, ve Berr) geçmektedir ancak Hz. Aişe Allah’ın bütün isimlerinle atıfta bulunmuştur. Demek ki, sadece bir insanın bildiği, yalnız bir kitapta zikredilmiş, tek bir salih kul, cin veya meleğe bildirilmiş ya da nezd-i Uluhiyette mazhar-ı isti’sâr olmuş (kimseye bildirilmeyip ilm-i İlâhîye has kılınmış) isimler de vardır.Inananlar esma-yı hüsnadan kendine fıtratına kalbine bakan esmayi keşfedebilir.Herbir Esmaul Hüsna icin ebcet tabloları hazirlanmis.(yakaran gönüller de de var) bu ebcet değerindeki esmayı mutad bu miktarlarda okumasiyla ihsanlara Mazhar olacağı yorumlanmış .Kul samimi olursa Allah bunu gönlüne ilham eder… Zât-ı Ulûhiyeti tanımanın, ancak Esmâ-i İlâhiye’yi bilmekle mümkün olacağını kabul etmeli. Bütün kalbiylzle esmanın-ism-i azamın arkasına düşmeli. Bir gönül insanı olarak bu isimleri bilmeli ve zikretmeliyiz Bu programda ayrıca İmam‐ı Âzam Ebû Hanîfe(RA)ın Kur’ân‐ı Kerim’den seçtiği her kim bu ayetleri yazıp taşırsa | |||
| ZAKİRİN-40- İMAM-I AZAM EBU HANİFE Hayatı, DÜRR‐Ü MEKNÛN (Saklı inci) Kasidesi ( AR ve TR açıklamalı ) | 15 janv. 2020 | 01:31:39 | |
Hanefi mezhebinden olanlara Allah in büyük ihsanı;Peygamber varisi Hanefî mezhebinin imamı, büyük müctehid,fakihlerin şerefi,âlimlerin izzeti Şehid İmam-ı Azam Ebu Hanife Nu‘mân (d.80 (699), ö. 150/767) Kûfe’de doğdu. Süfyan b. Uyeyne diyor ki; “Bizim yaşadığımız dönemde Mekke’ye Ebu Hanife’den daha fazla namaz kılan kimse gelmedi.”der.Kur’an-ı Kerim okurken ayetler ruhunda hafakanlar oluşturur, yüksek sesle ağlardı. Ebû Hanîfe derin fıkıh bilgisinin yanı sıra, inandığını ve doğru bildiğini söylemekten ve onun mücadelesini vermekten çekinmeyen güçlü bir ideal ve cesarete de sahipti. Hayatı bu yönüyle de mücadele içinde geçmiş, bu uğurda birçok sıkıntı ve mahrumiyete katlanmıştır. Ömrünün elli iki yılı Emevîler, on sekiz yılı Abbâsîler döneminde geçen Ebû Hanîfe, bu dönemlerde geçen bütün olaylara şahit oldu.(747-48) yılında Ebû Hanîfe’nin Ehl-i beyt’e karşı kalbî yakınlık ve bağlılık duyduğu ve Hz. Ali evlâdını sevdiği kesindir. Bu sebeple Emevîler de Son halife II. Mervân, hapsedilmiş ve dövülmüştür.Bilahere güç zehirlenmesi ile malul Abbasî yöneticileri de Emevilere benzer bir siyasete devam etmis Pek çok âlim ve âbide zulmetmiş,Abbasi Halifesu Mansûr, Ebû Hanîfe’nin kendisine bağlılığını da denemek amacıyla yeni kurulan Bağdat şehrinin kadılığı teklifini kabul etmemiş, bunun sonucu olarak tekrar Bağdat’ta hapse atılmış, işkence edilmiş ve dövülmüştür.Sokaklarda milletin huzurunda kırbaçlandı; hakarete uğradı. Ders okutmasına, fetva vermesine engel olundu. İmam Muhammed, İmam Ebû Yusuf,İmam Vekî, Abdullah b. Mübarek talebesidir Ebû Hanîfe'nin en büyük eseri Mektubat yanında 7. el-Ḳaṣîdetü’n-Nuʿmâniyye Hz. Peygamber için yazdığı na‘t olup Ravza‐ı mutahharayı ziyareti esnasında tekellüm eylemişlerdir. Müezzinlere Rüya aleminde Rasûlüllah (SAV) bu kasideyi minarelerden okunmasını istemiş ve okunmuş | |||
| ZAKİRİN-39- GÜNLÜK MUTAD Evrad ve Ezkarlar, Salavatlar, Tevhidname Yakarışları | 02 janv. 2020 | 00:55:02 | |
فَاذْكُرُون۪ٓي اَذْكُرْكُمْ وَاشْكُرُوا ل۪ي وَلَا تَكْفُرُونِ۟ Öyle ise beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim. Ve bana şükredin ve beni inkâr etmeyin.” TEVHİDNAME; Allah Teâlâ’nın varlığından, birliğinden, zât, sıfat ve fiillerinden, sonsuz kuvvet, kudret ve azametinden, eşsiz merhametinden bahseden, O’nun yüceliği karşısında başta insanoğlu olmak üzere bütün mahlûkatın aciz ve O’na muhtaç olduğunu anlatan edebî türe “tevhid” veya “tevhidname” ismi verilir.Fuzulî, Şeyhî, Nâbî ve Niyâzi Mısrî, M. Akif Ersoy ve Günümüzde ise Hocaefendi bir “Tevhîdnâme” yazmıştır.122 bahirden oluşmuştur. Son bahirde; Ey darda kalanların, canı gırtlağına dayananların, dergâh-ı ulûhiyetinin kapısının tokmağına dokunanların çağrılarına icabet buyuran Allah’ım! Hâl-i pür-melâlimiz Sana ayân.. canlarımız gırtlakta ve son kelime dudakta.. azıcık acı bize.. Hak duygusunun gönlümüzde hâsıl ettiği heyecan ve hafakandan, bâtıl duygu ve düşüncesine karşı koyma cehdi ve gayreti sebebiyle; yeryüzü bütün genişliğine rağmen daraldıkça daraldı; sadırlarımız ve nefsimiz bizi sıktıkça sıkmaya başladı. Ne olursun bizlere tez zamanda ferec ve mahrec nasip buyur!Benzer hâlet-i ruhiye yaşayan Hazreti Yakub gibi biz de yüce dergahının kapısına geliyor; şekvâmızı Sen’den değil, Sana yapıyoruz.. Evet, dağınıklığımızı, üzüntü ve kederimizi, ıztırap ve elemlerimizi Sana şikayet ediyor ve “Bir çâre!” diye yalvarıyoruz.Allah’ım! Sırlar semasının güneşi, zuhur eden nurların mücessem şekli, Celâl sıfatının mihveri ve Cemal burcunun merkez kutbunu teşkil eden Efendimiz Hazret-i Muhammed’in (sallallahu aleyhi vesellem) Ehadî tecellilere mazhar biricik ve latif zatına salat eyle! | |||
| ZAKİRİN-38-İMAM RABBANİ (KS) Hayatı,Sözleri- Hocası Baki Billah Hz. ve Talebesi Dehlevi Hz.- Bediuzzaman ile İrtibatı, Rabbani Salavatı | 02 janv. 2020 | 01:23:39 | |
Hindistan'da yetişen en büyük veli ve alim. "Silsile-i aliyye" denilen İslam alimlerinin yirmi üçüncüsü,Nakşibendiyye tarikatının Müceddidiyye kolunun kurucusu,İmâm-ı Rabbânî (ilâhî bilgilere sahip kendisine ilim ve hikmet verilmiş, ilmi ile amel eden, ilim ve amel bakımından eksiksiz ve kamil, olgun alim) ve “müceddid-i elf-i sânî” (hicrî II. binyılın müceddidi) unvanlarıyla tanınan; ahkam-ı İslamiye ile tasavvufu birleştirmesi sebebiyle, "Sıla" ismi de verilen, Hazret-i Ömer'in soyundan olduğu için ,"Faruki" nesebiyle anılmış, Serhend şehrinden olduğu için de oraya nisbetle, "Serhendi" denilen;Ahmed bin Abdülehad bin Zeynel'abidin, Lakabı Bedreddin, künyesi Ebü'l-Berekat olan Şeyh Ahmed-i Faruki Serhendi'dir. (kuddise sirruh)1563 (H.971) senesinde Hindistan'ın Serhend (Sihrind) şehrinde doğdu. Delhi’de, Nakşibendiyye tarikatını Hindistan’da yayan Hâce Bâkī-Billâh ile karşılaştı, bir süre onun yanında kaldı; ona intisap etti. Sirhindî kısa bir süre sonra şeyhin en önemli halifesi konumuna geldi.Ömrünün son zamanlarında dahi talebelerine ilim tahsilini sıkı sıkı emreder, buna çok önem verirdi. 20 Kasım 1624 de vefat etti. Sirhind’de defnedildi. En önemli eserleri; 1) Mektubat: Mektubat, üç cild olup, beş yüz yirmi altı mektubunun toplanmasından meydana gelmiştir. İtikad,Kelam ve fıkıh bilgilerini, tasavvufun marifetlerini açıklayan uçsuz bir derya gibi eşsiz bir eserdir. Müceddîd-i Ahirzaman ( Ahirzaman Müceddidi) olan Büyük İslam Alimi Bediüzzaman Said Nursi, Müceddîd-i Elf-i Sânî (İkinci bin senesinin müceddidi) olan Büyük İslam Alimi İmam-ı Rabbani hakkında ..Mektûbat’ında da, Nakşî Tarikatı’nın üç perdesinden bahsederken konuyla ilgili İmam-ı Rabbanî’nin;“Hakaik-ı imaniyeden bir mes’elenin inkişafını, binler ezvak ve mevacid ve keramata tercih ederim..” “Bütün tariklerin nokta-i müntehası, hakaik-ı imaniyenin vuzuh ve inkişafıdır." hükmünü naklettikten sonra :" Ben tahmin ediyorum ki, eğer Şeyh Abdülkadir Geylânî (r.a.) ve Şah-ı Nakşibend (r.a.) ve İmam-ı Rabbânî (r.a.) gibi zatlar bu zamanda olsaydılar, bütün himmetlerini, hakâik-i îmâniyenin ve akâid-i İslâmiyenin takviyesine sarf edeceklerdi.”Nitekim “İmam-ı Rabbânî de (r.a.) âhir zamanında ona sülûk etmiştir.” İmam-ı Rabbanî Hazretlerinin de hocasi Hace Muhammed Baki Billah,Altın Silsile’nin 22’nci halkası, Kâbil’de dünyaya geldi. Kendisini tamamen tasavvufa ve tasavvufî eserleri okumaya verdi. Pek çok tarîkatten icâzet aldı.Hindistan’a giderek Delhi de tekke kurdu ve irşâda devam etti. ABDULLAH Dehlevî,Dehlevî Hindistan’da yaşayan âlim ve evliyânın en büyüklerinden, Altın Silsile’nin 28’inci halkası; Pencap vilâyetinde doğmuştur. Nesebi Hazret-i Ali’ye ulaşır.İmam-ı Rabbanî’nin talebesi olan ve Delhi’de 1824’te vefat eden Dehlevî Hazretleri Nakşînin son büyük kahramanı ve bir önceki asrın müceddidi Mevlânâ Halid-i Bağdadî’nin Hocasıdır.Memlüklüler’den sonra durma noktasına gelen Hadis ilminin yeniden canlanmasında önemli pay sahibidir. Mevlânâ Halid de önce bu coğrafyada hizmet etmiş, sonra Bağdat’a intikal etmiş ve böylece Nakşîliği tecditle birleştirerek Maveraünnehir’de yaymıştır.İmam Rabbani Hocasının vefâtından sonra, onun halîfesi olarak, talebe yetiştirmeye başladı. İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin Mektûbât’ının birinci cildinden özet olarak seçmeler:“Edebi gözetmek, zikrden üstündür. Edebi gözetmeyen, hakka kavuşamaz.”“Farzı bırakıp, nafile ibâdetleri yapmak boşuna vakit geçirmektir.”“Gına sahiblerinin ya’nî zenginlerin, alçak gönüllü olması güzeldir. Fakirlerin ise onurlu olması lâzımdır.”“Haram sebeple elde edilen herşey de haramdır.” | |||
| ZAKIRIN-SUFI-37- DHIKR and PRAYERS For ALLAH "O ye who believe! Celebrate the praises of Allah, and do this often," | 02 janv. 2020 | 00:58:12 | |
Dhikr (also Zikr, Zekr, Zikir, Jikir, and variants; Arabic: ذِكْر, ) : primarily in Sufi Islam,in which short phrases or prayers are repeatedly recited silently within the mind or aloud. It can be counted on a set of prayer beads (Misbaha مِسْبَحَة) or through fingers of the hand. A person who recites the Dhikr is called a ḏākir ([ˈðaːkɪr] ذاكر). Tasbih (تسبيح) is a form of dhikr that involves the repetitive utterances of short sentences glorifying God. The content of the prayers includes the names of God, or a duʿāʾ (prayer of supplication) taken from the hadith or the Quran. Allāh- الله is the Arabic word for God and mentioned in Quran most of the verses. Subhan'Allahi wal hamdulillaahi wa laa ilaaha ilallaahu wAllahu Akbar - means "Glory be to Allah, All Praise is for Allah, There is No God but Allah, Allah is the Greatest". | |||
| ZAKİRİN-36- HÜZÜN-HİCRET-İLTİCA-SEKİNE-YAKARIŞ (Alvarlı Hz.-Sefinem Gark Oldu,Sultan Bayramlık Verir-HE,İlticaname,Hicret-Arafat Duası-Mevlana,Uzulme-Hz Sazeli Nasr (Yardım)Duası) | 28 déc. 2019 | 01:06:38 | |
Alvarlı Efe Hz Beyitleri; Sefinem gark oldu, dert deryasına, Kuy-ı cananıma varayım derdim. ******** kanun-u kadîmdîr ezel ezelden îltîca eylerler kîramın nase *********** Mevlana Hz. lâ tahzen / üzülme.. ************* HE Hicret; Hicret nedir bilmez ki onu, hiç göç etmeyen, ************* İmam Şazeli Hz'nin Nasr-Yardım Duası Allahım! Senin kahreden güç ve kuvvetine, süratle yetişen yardım ve nusretine, çizdiğin sınırların aşılması karşısındaki mukaddes gayretine ve talep edenleri içine aldığın himayene sığınıyoruz. Allahım! Her şeyi işiten, her nidaya icabet eden, her şeye her şeyden daha yakın olan, fermanlarını süratle gerçekleştiren, intikam ve kahrı şiddetli, derdest edip yakalaması çabuk ve güçlü olan yalnız Sensin. Zorbaların kaba kuvvetleri Senin takdirini asla engelleyemez ve ister kral, ister kisra, isterse zulme saplanmış başka herhangi bir zorba olsun, o mütemerritlerden hiçbirinin helaki Sana katiyen ağır gelmez. Rabbimiz! Bize tuzak hazırlayanları, arkamızdan düzen kuran komplocuları, bize çukur kazmak ya da başka bir yolla bizi aldatmak isteyen art niyetli insanları Sana havale ediyoruz. Tuzaklarını kendi başlarına dola, onları kazdıkları çukurlara düşür ve attıkları ağlara kendi ayaklarını bağla. Allahım! “Kâf Hâ Yâ Ayn Sâd”hakkı için, düşmanlık besleyenlerin art niyetlerinden bizi muhafaza buyur. Onları gerisin geriye döndür. Hepsi Senin sevdiklerine feda olsun. Gazabını acilen onlara musallat eyle. Allahım, birliklerini boz. Allahım, topluluklarını parça parçaet. Allahım, kılıçlarını körelt (mühimmatlarını kullanılamaz hale getir) ve sayılarını azalt. Allahım, başlarına musibet yağdır. Allahım, üzerlerine azabını gönder. Allahım, onları hilm ve lütuf sahandan çıkar, onlara verdiğin süreyi sonlandır, ellerini boyunlarına bağla ve kalplerine rapteyle. Bizim için planladıkları kirli emellerine ulaşmalarına müsaade etme. Allahım, geçmiş dönemlerde peygamberlerine ve diğer dostlarına yardım ederken yaptığın gibi, bugün de bize yardım et ve bu çaresiz kullarına düşmanlık besleyenleri paramparça eyle. Sana düşmanlık edenlere karşı sevdiklerini tutup kaldırdığın gibi bizi de tutup kaldır.Allahım, düşmanca tavır sergileyenlere, Senin kapının kıtmirlerine zarar verebilecekleri güç ve kuvveti verme ve onları o konumlara getirme. Günahlarımızdan dolayı onları bize musallat etme Allahım! | |||
| ZAKIRIN-SUFI-35- Prophet Jesus and Prophet Muhammad in the Qur'an for Inter-Religious and Believers Dialogue | 24 déc. 2019 | 01:04:28 | |
Christmas is an annual festival commemorating the birth of Jesus Christ, observed primarily on December 25[a] as a religious and cultural celebration among billions of people around the world. İs celebrated religiously by a majority of Christians, as well as culturally by many non-Christians, Belief in (Jesus, Musa, Muhammed and all) Prophets (May Allah's Peace be upon all of them). Islam emphasizes the universality of the institution of prophethood. It is an Islamic article of Faith to believe in all Prophets; from Adam through Abraham, Moses, Jesus to Muhammad (peace be upon them) [Qur'an 2:184] all Prophets were models of excellence who were commissioned to guide humankind [Qur'an 2:213] The significance of Jesus in Islam is reflected in his being mentioned in the Quran in 93 verses with various titles attached such as "Son of Mary" and other relational terms, mentioned directly and indirectly, over 187 times. According to the Quran, Muhammad is the last in a chain of prophets sent by God (33:40).Muhammad is also referred to with various titles such as the Messenger of Allah, Prophet, unlettered, Nabi-Allah (the Prophet of Allah), Abdullah (the Servant of Allah), Fakhr al-Kainat, Fahr al-‘Alam, Mafhar al-‘Alam etc. and many verses about Muhammad refer directly or indirectly to him. All sincere ones would do well to reflect on the verse in the Quran reaffirming Islam's eternal message of spiritual unity: "Say: 'We believe in God and the revelation given to us and to Abraham, Ishmael, Isaac, Jacob, and the Tribes, and message given to Moses and Jesus, and that given to all Prophets from their Lord. We make no distinction between any of them, and it is unto Him that we surrender ourselves." [Qur'an 2:136] Interfaith engagement, especially with the People of the Book, is a way to build understanding, find commonalities of belief and social responsibility, and encourage one another in faith and good works. It was a Christian priest, Waraqah, cousin of Khadija (Prophet Mohammad’s first and only wife for 25 years) who first testified that Prophet Mohammad (p) had received divine revelation. And a Christian king, Najashi of Abyssinia (Ethiopia), gave asylum to 80 Muslims who migrated from Mecca because of persecution by pagan Arabs. In fact, the Quran says, “…nearest among them in love to the believers will you find those who say, ‘We are Christians’ because among these are men devoted to learning and men who have renounced materialism, and they are not arrogant” (5:82). Dialogue allows different others to understand one another, accommodate misperceptions, and approach a process of mutual learning, and ultimately, reciprocal recognition. Indeed, through dialogue different people remain respectful to the acts and thoughts of one another. Belief in the one God who reaches out to us in dialogue and elevates every human being to this dialogue of salvation and love of God and one another is the single first principles which makes all equal. Thus, inter religious dialogue does not simply aim at mutual understanding and respect, as much as the world today needs these among all peoples; rather, inter religious dialogue reaches its deepest level in spiritual companionship when believers join with one another, though they may practice differently and hold in-commensurable doctrines, in serving God and one another. I believe that Said Nursi’s interfaith initiative in Turkey has been instrumental in encouraging Muslim scholars and religious leaders to pursue interfaith dialogue in their own communities. On the global stage, an outstanding Muslim leader promoting inter-religious dialogue is Fethullah Gülen. The movement to which his ideas and recommendations have given inspiration is one of the primary advocacy groups for dialogue in the world today. | |||
| ZAKIRIN-SUFI- 34 - 1- HEALING THERAPY and PRAYERS for GOD and Best Spiritual Songs | 16 déc. 2019 | 00:53:44 | |
"For You, Illness is Good Health": Said Nursi’s Advice in Time of Illness" In a recent survey held in Europe, respondents showed a decreasing interest in “religion” but, surprisingly, a corresponding increasing interest in “spirituality.” Although this would appear to be an inconsistency, I believe that there is an explanation. However, through his spirituality, the believer is rooted in the Divine message and nourished by faithful practice and as a result has access to additional resources of God’s guidance and grace which can strengthen him to face the critical moment. Illness and spirituality One moment of crisis that afflicts everyone at some point in their lives, and afflicts most people more than once, and some for lengthy periods, is physical illness. Even those fortunate few who manage to pass a whole lifetime in unbroken good health must still face the multiple crises which arise from illness as they accompany and care for spouses, parents, children, friends, and relatives who have been struck with poor health. A person’s approach to this most common of human crises tells much about that person’s spirituality. “Message for the Sick,” Nursi coins a startling paradox. “For you,” he tells the readers of the Risale-i Nur, “illness is good health, while for some of your peers good health is a sickness.” First of all, it should be noted that Said Nursi is more concerned about what he calls “spiritual sickness” or “sickness of the spirit” than about physical illness; he is more interested in the causes of social ills than individual complaints. He regards the identification of the weaknesses and incapacities of modern culture as one of the principal tasks of the community of his disciples, along with the presentation of Qur’anic teaching as a healing message for this world. The sickness of the heart that Nursi sees as afflicting modern men and women is one caused by a lack of faith. It is the sense of ennui, a feeling of being without direction or hope, the incapacity to love and a conviction of the absurdity of life that afflicts those whose life is not informed by faith. Positivist materialism, belief in nothing beyond what one can see and touch, is thus a common spiritual sickness of our time. Praying for health and illness In one of his prayers included in the Risale-i Nur, Nursi makes such an appeal: “Forgive me my sins, O God, bear with me, and heal my ills ... Pardon all my sins, and grant me health from all sicknesses, and be pleased with me for all eternity!” On the other hand, good health is not an absolute good. The believer can also find himself asking God to grant ills and their remedies, if that be God’s will. “O God! Grant blessings to our master Muhammad and to the family of Muhammad, to the number of ills and their remedies; bless him and them, and grant them unending peace.” ... He goes on to note that the prayer inspires him to see the world as a huge hospital, full of sick people, who come before God as the compassionate Healer who answers the needs of all. His spirituality leads him to understand that since both health and illness come from God, true faith consists of accepting willingly and patiently whatever God sends and placing one’s trust in God who is the healer of bodies and souls. In this program, we read twenty-five remedies which may offer true consolation and a beneficial cure for the sick and those struck by disaster, who form one tenth of mankind with the Arabic (Tahmidiye -with 6 ism-i Azam and a verse from the Qur'an ) prayers and Best Spiritual Songs | |||
| ZAKİRİN-33- 1 - ŞİFA TERAPİSİ (Hastalar Risalesi-1) ve ŞİFA (Tahmidiye AR-TR ) DUALARI-1 | 16 déc. 2019 | 01:15:34 | |
Ustad Bediuzzaman Hz nin yazdığı 25.Lem'a-Hastalar risalesi , nev-i beşerin on kısmından bir kısmını teşkil eden musibetzede ve hastalara hakiki bir teselli ve nâfi’ bir merhem olabilecek yirmi beş devayı icmalen beyan ediyor.Hastalara bir merhem, bir teselli, manevî bir reçete, bir iyadetü’l-mariz ve geçmiş olsun makamında yazılmıştır. Üstad Hz maddi ve manevi musibetlere ve hastaliklara Tahmidiye okumayı tavsiye etmektedir. Hazreti Ali (ra) Efendimiz ismi azam olarak kendine kabul ettiği Ferd, Adl, Hay, Kayyum, Hakem, Kuddüs olan altı esmayı, 19 ukdeden oluşan ve bu isimleri şefaatçi ederek duâ ettiği çok tesirli, küllî bir duâdır. Bu tesirli duânın pek çok maddî ve manevî olan hastalıklara şifa olduğu belirtilmiştir. Bu duâyı birçok büyük zatlar hasta oldukları zaman okudukları rivayet edilmiştir. Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri’nin de hastalandığı zaman, özellikle zehirlendiği durumlarda bu duâyı daha çok okuduğu ve bunun neticesinde şifa bulduğu bilinmektedir. Bediüzzaman hazretlerinin okuduğu şekliyle (Her sabah bahusus aç karina baştan sona kadar 19 defa okunması ve her defasında bir yudum su, çay ya da tercihen zemzem içilerek)okunması tavsiye ediliyor.7, 9 ya da 11 gün buna devamın güzel olacağı belirtilmekle beraber, asıl duayı kalbde duymanın ve manalarini tefekkür ederek vicdanda hissetmeye çalışmanın önemli olduğu vurgulanıyor.) Biz bu programda Hastalar risalesinden devalari okurken, yine Üstad Hz nin tavsiyesi ile maddi ve manevi musibetlere ve hastaliklara şifa olan Tahmidiye yi TR aciklamalari ile ve bazı salatu selamlarla birlikte okuduk. Ayrıca Yabancı dostlarımız için İngilizce seslendirilen Hastalar risalesinden devalari ve değişik zamanlarda ve mekanlarda edilen dua ve yakarışları bazı ezgi kaside ve müzikal enstrumanlarla birlikte "özel" bir İngilizce program hazırladık. | |||
| ZAKIRIN-SUFİ-32- BEDIUZZAMAN SAID NURSI(The great mujaddid of the 20th century and the commentator of the Qur'an for all people and religions) and RISALE-I NUR Collection and WORDS | 16 déc. 2019 | 01:36:44 | |
BEDIUZZAMAN SAID NURSI-The great mujaddid of the 20th century and the commentator of the Qur'an for all people and religions. RISALE-I NUR Collection and WORDS Bediuzzaman Said Nursi was born in 1876 in Eastern Turkey (the Village of Nurs) and died in 1960 in Urfa in Turkey. The Risale-i Nur collection is a six-thousand-page commentary on the Quran written by Bediuzzaman Said Nursi in accordance with the mentality of the age. Since in our age faith and Islam have been the objects of the attacks launched in the name of so called science and logic, Bediuzaman Said Nursi therefore concentrated in the Risale-i Nur on proving the truths of faith in conformity with modern science through rational proofs and evidence, and by decribing the miraculous aspects of the Quran that relate primarily to our century. This collection now has millions of readers both in and outside of Turkey. Bediuzzaman understood an essential cause of the decline of the Islamic world to be weakening of the very foundations of belief. His method was to analyse both belief and unbelief and to demonstrate through clearly reasoned arguments that not only is it possible, by following the method of the Quran, to prove rationally all the truths are the only rational explanation of existance, man and the universe. Bediuzzaman thus demonstrated in the form of easily understood stories, comparisons, explanations, and reasoned proofs that, rather than the truth of religion being incompatible with the findings of modern science, the materialist interpretation of those findings is irrational and absurd. Indeed, Bediuzzaman proved in the Risale-i Nur that science's breathtaking discoveries of the universe's functioning corroborate and reinforce the truths of religion. The Risale-i Nur shows that true happiness is only to be found in belief and knowledge of God, both in this world and the Hereafter. And it also points out the grevious pain and unhappiness that unbelief causes man's spirit and conscience, which generally the misguided attempt to block out through heedlessness and escapism, so that anyone with any sense may take refuge in belief. Bediuzzaman displayed an extraordinary intelligence and ability to learn from an early age, completing the normal course of Madrasa (religious school) education at the early age of fourteen, when he obtained his diploma. He became famous for both his prodigious memory and his unbeaten record in debating with other religious scholars. Another characteristic Bediuzzaman displayed from an early age was an instinctive dissatisfaction with the existing education system, which when older he formulated into comprehensive proposals for its reform. Contrary to the practice of religious scholars at that time, Bediuzzaman himself studied and mastered almost all the physical and mathematical sciences, and later studied philosophy, for he believed that it was only in this way that Islamic theology (Kalâm) could be renewed and successfully answer the attacks to which the Qur'an and Islam were then subject. Risale-i Nur Collection, Subcategories:A Guide for Youth,Al-Mathnawi al-Nuri,Gleams of Truth,Humanity's Encounter with the Divine Series,25 Remedies for the Sick,33 Windows to the Truth,Belief and Unbelief,Belief and Worship,Existence and Divine Unity,Hope and Solace for the Elderly,Nature Cause or Effect,Prophet Muhammad and His Miracles,Reflections on the Divine,Sincerity and Brotherhood,The Miraculous Quran and Some of Its Mysteries,The Resurrection and the Hereafter,Ramadan, Frugality, Thanksgiving,The Gleams,The Letters,The Rays,The Reasonings,Words | |||
| ZAKIRIN - SUFI -31 Hz. MEVLANA (About of Maulana Jalal ad-Din Rumi and Masnavi, Advice-Poetry from Masnavi, Sufi Music, Dhikr ,Tolerance - Peace Songs) | 11 déc. 2019 | 00:37:58 | |
Mevlana Celaddiin-i Rumi is a 13th century Muslim saint and Anatolian mystic known throughout the world for his exquisite poems and words of wisdom, which have been translated into many languages. Rumi, as he is known in the west, is the best selling poet in USA. The United Nations declared 2007 The Year of Rumi and celebrations were held world wide. Mevlana was a Muslim, but not an orthodox type. His doctrine advocates unlimited tolerance, positive reasoning, goodness, charity and awareness through love. To him all religions were more or less truth. Mevlana looked with the same eye on Muslim, Jew and Christian alike. His peaceful and tolerant teachings have appealed to men of all sects and creeds. In 1958, Pope John XXIII wrote a special message saying: “In the name of the Catholic World, I bow with respect before the memory of Rumi.” Hz. Mevlana, passed away on 17 December 1273 following a brief time on his sickbed and reached out to his Allah and his beloved prophet. and was laid to rest beside his father in Konya, in present day Turkey. Mevlevi disciples call this night Seb-i Arus (wedding night), the night of unity. Mevlana's Works In addition to his best-known book of verse, Masnawi, the first eighteen lines of which were written down personally and the rest dictated to his student, Chalabi Husameddin, he also wrote Divan-i Kebir; Fih-i Ma-Fi, Mecalis- i Seb’a and Mektubat. In his books, Hz. Mevlana talks about how to be a wholesome human being: one who has inner peace and harmony, one who is both aware of and appreciates God’s blessings, one who takes a stand in the face of life’s hardships, one who is tolerant and loving. The Mevlevi life is based on “adab and erkan” (discipline and rules of conduct). In their conduct, they are very kind, graceful, and discreet and they never go to extremes in behaviour or in speech. In salute, they place their right hand on their heart and incline their head slightly, implying “you are in my heart”. Even their handshake is peculiar to their discipline. They seize and kiss the back of each others hands, indicating mutual respect and equality. This is a greeting from ”soul to soul” and denotes equality of existence. Every part of the Mevlevi system of behavior bears a symbolical meaning, such as taking soft steps or showing respect to their daily appliances, and they can be observed in the act of the whirling dervishes in ‘Sema’ rituals, which are considered an extension of their daily lives. | |||
| ZAKİRİN-30- CEVŞEN-ÜL KEBİR (1001 Esma-ul Hüsna ile Yakarışlar - AR ve TR Açıklamalı)-1-2 | 01 déc. 2019 | 02:06:37 | |
Bediüzzaman Hz. nin neşrettirdiği Cevşenü'l-Kebir münacatının başında yazdığı kısa bir takdim yazısında, Cevşen'in senedi hakkında şunları söylemiştir:"Hz. Peygamber'e Cebrail'in vahiy ile getirdiği ve 'Zırhı çıkar bunu oku.' dediği, gayet yüksek ve çok kıymettar bir münacat-ı peygamberi'dir ki İmam Zeynelabidin (r.a)'den tevatürle rivayet edilmiştir."
| |||
| ZAKIRIN-SUFI- 29 - 1- Great Call to GOD (Al-Jawshan-al-Kabir - that contains 1000 names and attributes of God) AR and EN prayers and beautiful spiritual hymns | 01 déc. 2019 | 00:48:52 | |
Al-Jawshan-al-Kabir (that contains 1000 names and attributes of God) AR and EN prayers Transmitted from the Prophet Muhammad, "Al-Jawshan-al-Kabir" (that contains 1000 names and attributes of God) prayers is one of the prayers most frequently recited by Muslims; its contents have deep meanings, its expressions are elegant, and various hadiths relate the rewards that one may receive in this world as in the hereafter for reciting it. Our read (Arabic)Jawshan Kabeer is a long prayer that contains 1000 names and attributes of God. Al-Kaf-ami narrates in al-Balad al-Ameen and al-Misbah that Hz. Imam Ali as-Sajjad (AS) related from his father, from his grandfather the Prophet of Allah (S) that this supplication was taught by the Angel Jibraeel (AS) to the Prophet during one of the battles Jibrael (AS) explained the greatness of this supplication which includes that whoever reads it with a pure intention the always, Allah will grant him sustenance on the Night of Power and will create for this person 70,000 Angels who will all be busy in the praising and glorification of Allah and will give this reward to the person who has read this supplication. In addition, whoever reads this supplication three times during , Allah will make the hell-fire forbidden on him and would make it obligatory for that person to go into Paradise. For such a person, Allah will also appoint two Angels to protect that person from all evils and he would be in the protection of Allah for as long as he is alive. Then Imam Husain ibn Ali (as) said, “My father Ali ibn Abi Talib (AS) had bequeathed to me that I should memorise and protect this supplication and write it on his Kafan (burial shroud) and that I should teach it to my family and encourage them to read it as it contains 1,000 names of Allah and within these names is the Greatest Name of Allah (Ism-e-Azam). | |||
| ZAKIRIN- SUFI- 27- 2 - Everything is a mirror to God (Evidences about God and Prayers and Spiritual Best Songs) | 30 nov. 2019 | 00:47:39 | |
The love of God is the essence of everything and is the purest and cleanest source of all love. Compassion and love flow to our hearts from Him. Any kind of human relation will develop in accordance with our relation to Him. Love of God is our faith our belief and our spirits in the physical body. He made us live when we did. If we are to live today it is only through him. The essence of all existence is His love and the end is an expansion of that divine love in the form of Paradise. Everything He created depends on love and He has bound His relationship with humankind to the holy pleasure of being loved. Everything is a mirror to God Consider the sun: from the planets to drops of water to fragments of glass and sparkling snow-flakes a radiant effect particular to the sun is apparent. If you do not accept the tiny suns apparent in these innumerable things to be the manifestations of the sun's reflection then you will have to countenance the absurdity of accepting the actual existence of a sun in each drop of water and in each fragment of glass and transparent object facing the light of the sun. If the images or reflections of the sun in drops of water and fragments of glass and various colors in flowers are not attributed to the sun then it will be necessary to accept the existence of innumerable suns in place of the one sun which is an utterly inconceivable superstition. In just the same way if everything in the universe is not attributed to One God the Absolutely All-Powerful One it will be necessary to accept in place of One God as many gods as the particles in the universe. This will mean falling to the degree of accepting a hundred-fold inconceivability.Everything is a mirror to God God raises to life in spring and summer hundreds of thousands of species of plants and animals with complete differentiation and specification and perfect orderliness and separation amid infinite intermingling and confusion. He 'inscribes' on the face of the earth the individual members of hundreds of thousands of different species all together without fault forgetting mistake or deficiency and in most well balanced well-proportioned well-ordered and perfect fashion. This evidently points to One of Majesty an All-Powerful One of Perfection an All-Wise One of Grace and Beauty. One who has an infinite Power all-encompassing Knowledge and a Will capable of governing the whole universe. The content of the prayers includes the names of God, or a duʿāʾ (prayer of supplication) taken from the hadith or the QuranThe work read in this program, "Words" forms the first part of the Risale-i Nur collection, an approximately 6,000-page Qur'anic commentary. Subjects discussed are God, resurrection, prophet hood, destiny, ego, worship, and how the truth of these matters is revealed through nature. Transmitted from the Prophet Muhammad, "Al-Jawshan-al-Kabir" prayers is one of the prayers most frequently recited by Muslims; its contents have deep meanings, its expressions are elegant, and various hadiths relate the rewards that one may receive in this world as in the hereafter for reciting it. | |||
| ZAKIRIN-SUFI-27- Thanksgiving (for any time) Prayers for Allah | 29 nov. 2019 | 00:57:49 | |
Thanksgiving is a wonderful time to gather with family and friends and reflect on the blessings of the last year. Many of us experience renewed hope and faith during the Thanksgiving holiday because we turn our eyes onto what is most important. What if we spent time each day in giving thanks and prayer? How could God grow out faith and trust if we lived a life of thanks through all seasons and not just Thanksgiving time? When your heart is filled with gratitude, there is little room to worry or complain. We would love to encourage and help you along the way toward greater hope and joy! This in the video are 10 thanksgiving prayers you can use not only for Thanksgiving day but throughout the year. Start listened out the promises of God and have it to the full. Dhikr , in which short phrases or prayers are repeatedly recited silently within the mind or aloud. A person who recites the Dhikr is called a ḏākir ([ZAKIRIN] ذاكر). The content of the prayers includes the names of God, or a duʿāʾ (prayer of supplication) taken from the hadith or the Quran. There are several verses in the Quran that emphasize the importance of remembering the will of God by saying phrases such as "God willing," "God knows best," and "If it is your will.' This is the basis for dhikr. Sura 18 (Al-Kahf), ayah 24 states a person who forgets to say, "God Willing," should immediately remember God by saying, "May my Lord guide me to do better next time." Other verses include sura 33 (Al-Ahzab), ayah 41, "O ye who believe! Celebrate the praises of Allah, and do this often,"and sura 13 (Ar-Ra'd), ayah 28, "They are the ones whose hearts rejoice in remembering God. Absolutely, by remembering God, the hearts rejoice."Muhammad said, 'The best [dhikr] is La ilaha illa’llah ("there is no God but God"), and the best supplicatory prayer is Al-hamdu li’llah ("praise be to God"). All theist-prayerfull- believe dhikr is one of the best ways to enter the higher level of Heaven and to glorify the Oneness of Allah. To Sufis, dhikr is seen as a way to gain spiritual enlightenment and achieve union (visal) or annihilation (fana) in God. All theist sects endorse individual rosaries as a method of meditation, the goal of which is to obtain a feeling of peace, separation from worldly values (dunya), and, in general, strengthen Iman (faith). Our read (Arabic)Jawshan Kabeer is a long prayer that contains 1000 names and attributes of God. Dear God, Thank you for your amazing power and work in our lives, thank you for your goodness and for your blessings over us. Thank you for your great love and care. Thank you for your sacrifice so that we might have freedom and life. Forgive us for when we don't thank you enough, for who you are, for all that you do, for all that you've given. Help us to set our eyes and our hearts on you afresh. Renew our spirits, fill us with your peace and joy. We love you and we need you, this day and every day. We give you praise and thanks, Lord, teach me to offer you a heart of thanksgiving and praise in all my daily experiences of life. Teach me to be joyful always, to pray continually and to give thanks in all my circumstances. I accept them as Your will for my life . I long to bring pleasure to Your heart daily. Break the power of the enemy in my life. Defeat Him through my sacrifice of praise. Change my outlook and attitude into one of joyful contentment with my present circumstances. I thank You for… [Name a difficult circumstance in your life presently and thank God for it.] ZAKIRIN also has 10 different prayer programs. Wait and listen to the other (prayers)topics. From contact: zakirindede@gmail.com | |||
| ZAKİRİN-26-Hz Ali (RA) Faziletleri,Duaları(Kaside-i Mecdiyye,Sekine,Kenzul Arş) | 22 nov. 2019 | 01:14:10 | |
Hz. Ali (RA)'nin Fazileti O'nun yüksek seciyeleri, insanî meziyetleri sayılamayacak kadar çoktur. Bunlardan en önemlisi ilim ve irfandaki erişilmez mertebesiydi. Sahâbeler arasında ilimde en ileriydi; en müşkil meseleleri o hallederdi. Kur'an'ın ahkâm ve esrarına derin bir vukufiyeti vardı. Muğlak mes'eleleri çözmede büyük bir maharet sahibiydi. Sahâbelerin çoğu ilmî mes'elelerde O'nun re'yine müracaat ederlerdi. İlimdeki bu iktidarından dolayı Hz.Ebûbekir ve Hz.Ömer'in müşavirliklerinde bulunmuş ve şeyhülislâmlık görevini deruhte etmişti.O, hakikaten bir ilim ve marifet çeşmesiydi. Cenâb-ı Hak, O'nun ilim ve marifetine öyle bir bereket ihsan etmişti ki, günümüze kadar gelen bütün âlim ve ârifler O'nun ilim ve marifetinin meyveleri olmuşlardır. Evet, bütün İslâm âlimleri, ilimlerini temelde Hz. Ali'ye borçludurlar. Sarf ve nahiv ilmini ilk defa istihraç eden O'dur. Bu bakımdan kendisine "İlmin bânîsi" de denilmektedir. Hz. Ali Efendimizin (ra) okunmasını istediği Sekine, Allah’ın altı İsm-i Azamı olan “Ferd, Hayy, Kayyûm, Hakem, Adl, Kuddûs” isimleri ile bir münacattır. Bu dua Mecmuatü'l-Ahzabta “Kaside-i Ercûze”nin içinde geçmektedir.Bediüzzaman tarafından düzenlenen elimizdeki şekliyle “sekine“ duası, değişik yönlerden on dokuz sayısını göstermektedir. On defa Allahu Ekber (Allah en büyüktür) diye tekbir getirildikten sonra ism-i Azam olduğu rivayet edilen 6 esmadan sonra on dokuz harfli besmele ile Allah'ın on dokuz harfli altı ismine yer verilmektedir.Söz konusu on dokuz âyetin birinin harfleri de on dokuzdur Kenzül Arş Duası Hz. Ali r.a tarafından düzenlendiği, ehlibeyt ve sahabeler tarafından onların aracılığı ile rivayet edildiği bilinen bir duadır. | |||
| ZAKİRİN-25-VELADET-İ NEBEVİ (Süleyman Çelebi Mevlidi, İbn-i Meşiş-Abdulkadir Geylani Hz. Salavatları, Mevlana-Alvarlı Efe Hz. Kasideleri) | 07 nov. 2019 | 01:12:46 | |
ZAKİRİN-25-VELADET-İ NEBEVİ (Süleyman Çelebi Mevlidi,İbn-i Meşiş-Abdulkadir Geylani Hz. Salavatları, Mevlana-Alvarlı Efe Hz. Kasideleri) İftihar Tablosu’nun doğumu, topyekûn insanlığın da yeniden doğumu sayılır. O’nun dünyayı şereflendireceği güne kadar akın karadan, gecenin gündüzden, gülün de dikenden farkı yoktu; dünya âdetâ umumî bir mâtemhâne, varlık da tıpkı bir kaostu. O’nun eşyanın yüzüne çaldığı nur sayesinde, zulmet ziyâdan ayrıldı, geceler gündüze kalboldu; kâinat kelime kelime; cümle cümle, fasıl fasıl okunur bir kitap haline geldi.. ve her şey âdetâ yeniden dirildi ve gerçek değerini buldu O vahşet devrinde kâinat ufkundan Rabiülevvel ayının 12. Pazartesi gecesi,bir güneş doğdu. Bu güneş âhir zaman Peygamberi Hz. Muhammmed Aleyhissalâtü Vesselam idi. Tarihin seyrini, hayatın akışını değiştiren bu eşsiz olay, dünyayı yerinden sarsan değişimlerin en büyüğü idi. Bediüzzaman'a göre Mevlid-I Nebevi; "Mevlid-i Nebevi ile Miraciye'nin okunması gayet faydalı ve güzel bir adettir ve iyi, hoş bir adet-i İslamiye'dir. Belki hayat-ı ictimaiye-i İslamiye'nin gayet latif, parlak ve tatlı bir sohbet sebebidir. Belki, hakaik-i imaniyenin hatırlatılması için en hoş ve şirin bir derstir. Belki imanın envarını, muhabbetullahı ve aşk-ı Nebevi'yi göstermeye ve tahrike en müheyyic (heyecan uyaran) ve müessir bir vasıtadır." İşte bu geceye Veladet-i Nebi Gecesi diyor ve onun bütün kalbimizle, ruhumuzla her sene yeniden yâd edip kutluyoruz. Bütün kâinatla bu geceyi karşılayarak onun âleme teşrifine kıyam ediyoruz. Getirdiği ebedi nura, açtığı saadet caddesine ve sünnet-i seniyyesine yeniden sımsıkı sarılmak ve Mevlid Kandilini vesile ederek ona yeniden biatimizi, bağlılığımızı tazelemek ne yüce bir şeref ve ne büyük bir saadettir. *Her fırsatta, Peygamber Efendimiz’e (aleyhissalatu vesselam) salât u selam getirmemiz O’na karşı vefamızın gereğidir. Çünkü, salât u selamlarla O’nu her anışımız, hem O’nun peygamberliğini bir tebrik, hem getirdiği saadet-i ebediye müjdesine karşı bir teşekkür ve hem de bildirdiği fermanlara itaatimizi ve biatımızı yenilememiz manasına gelmektedir. Efendiler Efendisi’ne salât u selâm okumakla, ahd-ü peymanımızı yenilemiş, ümmeti arasına bizi de dahil etmesi isteği ile kendisine müracaat etmiş oluyoruz. “Seni andık, Seni düşündük; Allah Teala’ya Senin kadrini yüceltmesi için dua ve dilekte bulunduk” demiş ve O’nun engin şefkat ve şefaatine sığınmış oluyoruz. Dolayısıyla, salât u selama Efendimiz’den daha çok biz muhtaç bulunuyoruz. O’na müracaatımızla mevcudiyetini, büyüklüğünü kabullenmiş ve küçüklüğümüzü, hiçliğimizi ilan etmiş; aczimiz ve fakrımızla beraber, şiddetli ve çok büyük bir günün endişesiyle melce ve mencâ olarak Rasul-ü Ekrem’e dehâlet etmiş, arz-ı ihtiyaç ve arz-ı halde bulunmuş oluyoruz. Bu programda Süleyman Çelebi’nin Viladet ve Merhaba bahirleri , Kulubuddaria da bulunan İbn-I Meşiş ve Abdulkadir Geylani Hazretlerinin Salavatları, Mevlana Hz nin "O Geliyor 0" beyitleri ve Alvarlı Efe Hz nin "Nenni Muhammedim Nenni" Kasidesi okundu Ey güzeller güzeli Sevgili gel, bir kere daha yeniden misafirimiz ol. Tahtını sinelerimize kur ve bize buyurabildiğin her şeyi buyur. Gel, gönüllerimizdeki karanlıkları kov, bütün benliğimize ruhunun ilhamlarını duyur ve bize yeniden diriliş yollarını göster. Gel, her gün biraz daha azgınlaşan şu zulmetleri güneşlere taç giydiren ışığınla dağıt ve herkesi inleten zulüm ve adaletsizlik ateşini söndürüver. Gel, her şekliyle kine, nefrete, düşmanlığa kilitlenmiş şu zavallı ruhların boyunlarındaki zincirleri çöz; sevgiye, merhamete, şefkate hasret giden sinelerimizi muhabbetle, hoşgörüyle coştur. Gel, ruhlarımızı aklın aydınlığı, gönüllerimizi de mantık ve muhakeme enginliğiyle buluştur ve bizi kendi içimizdeki kopukluklardan kurtar. ne olur artık ağlayan gönüllerimize acı da gel; doğ canlarımıza Yaratan aşkına, bizi yalnız bırakma; yalnız bırakıp ruhlarımızı Sensizlik ateşine yakma. | |||
| ZAKİRİN-24-SABAH-İKİNDİ NAMAZ TESBİHATI ( TR AÇIKLAMALI) | 03 nov. 2019 | 00:58:59 | |
ZAKİRİN-24-SABAH-İKİNDİ NAMAZ TESBİHATI ( TR AÇIKLAMALI) Günlük evrad ve ezkarlara rağbet etmemizi emreden ayet ve hadisleri hatırlayalım Kısa ve uzun tesbihatı her gün beş vakit tavizsiz bir şekilde yapmak Bediüzzaman ve Risale-i Nur’a talebe olmanın da bir şartıdır. Çünkü o “dost, talebe ve kardeş” kavramlarının özelliklerini açıkladığı mektubunda, “Bu üç tabaka dahi beni mânevî dua ve kazançlarında dâhil etmek şarttır” demiştir. Sabah namazından dan sonra okunan dualardan sonra ve Sabah ve İkindi namzalarından sonra okunan Tercüman-Ul Esma-ul Husnayı orjinal esmasıyla okuduktan sonra Türkçe açıklamalrında ,Rabbimizin yüce isimleini yad ederek akabinde (Hulusi Agabeyin Ustadın hayatından gözlemlemesi ve beyanı ile "....Ecirna minennnar "dedikten sonra Nefis-Dunya Fitnelerinden Kabir azabından, Kıyamet dehşetinden ve Cehennem "azabından" bizi koru tavsiyei üzerine ) duaları kapsamaktadır. Hak dostları, yalvarış ve yakarışların ancak samimiyet, sıdk ve sadâkat içinde edâ edildiği ölçüde “İsm-i A’zam”a iktiran etmiş gibi rahmet arşına ulaşacağını âdeta İsm-i A’zam iksiri gibi hüsn-ü kabûl göreceğini söylemişlerdir. Zât-ı Ulûhiyeti tanımanın, ancak Esmâ-i İlâhiye’yi bilmekle mümkün olacağını kabul etmeli. Bir gönül insanı olarak bu isimleri bilmeli, zikretmeli. Bizzat okuyamazsak da hiç olmassa veya zamanlarımızı değerlendirmek için online-FM kanalllarından dinleyerek paylaşarak da bu duların feyzinden istafade etmeyi Cenab-ı Hakdan dileriz. Programın sonunda Kabe imamından yanık Layestevi...ayetleri ve Ebul Kasım dan mükemmel kıraatıyla Amerresulu eklendi. | |||
| ZAKİRİN-23- ÖĞLE-AKŞAM-YATSI NAMAZ TESBİHATI (TR AÇIKLAMALI) | 03 nov. 2019 | 01:04:14 | |
ZAKİRİN-23- ÖĞLE-AKŞAM-YATSI NAMAZ TESBİHATI (TR AÇIKLAMALI) Nisa suresinin yüz üçüncü ayetinde Cenab-ı Allah şöyle buyurmaktadır. Diğer ayet-i Kerime de Allah “Anın beni ki, anayım sizi!” (Bakara, 2/152) buyurmaktadır. Yani biz, Allah’ı zikr u fikr u ibadetle yâd edeceğiz, o da bizi teşrîf ve tekrîmle anacak… Biz duâ ve münacâtlarla onu mırıldanıp duracağız, o da icâbetle bize lütuflar yağdıracak... Biz dünyevî işlerimizin arasında onu unutmayacağız, o da dünya ve ukbâ gâilelerini bertaraf ederek bizi ihsanla şereflendirecek… Biz yalnız kaldığımız dönemlerde de onunla dolup taşacağız, o da yalnızlıklara itildiğimiz yerlerde bize “Enîs u Celîs” olacak... Biz rahat olduğumuz zamanlarda onu dilden düşürmeyeceğiz, o da rahatımızı kaçıran hâdiseler karşısında rahmet esintileri gönderecek... Biz onun yolunda ihlâslı olacağız; o da bizi gözlerin görmediği, kulakların işitmediği, insan tasavvurunu aşan hususî iltifat ve hususî pâyelerle şereflendirecek. Beş vakit içerisinde “salât-ı vustâ”, cuma gününde “vakt-i icâbe” (duaların umumiyetle kabul olacağı saat), insanlar arasında veli kullar, ramazan ayında Kadir Gecesi, bütün tâat ve ibadetler içerisinde rıza-yı ilâhî, kâinatın ömründe kıyamet ve ferdin hayatı içerisinde ölüm anı gizlendiği gibi; Esmâ-i Hüsnâ arasında da İsm-i A’zam gizli tutulmuştur. Mü’minlerin sürekli uyanık, dikkatli ve devamlı Allah’a (celle celâluhû) ibadet ve tâat içerisinde bulunmalarına vesilelik eden bu gizlilikten dolayı hangi ismin “a’zam” olduğu da bilinememiş; pek çok muhtelif isim, İsm-i A’zam olarak zikredilmiştir. Allah dostları, yalvarış ve yakarışların ancak samimiyet, sıdk ve sadâkat içinde edâ edildiği ölçüde “İsm-i A’zam”a iktiran etmiş gibi rahmet arşına ulaşacağını âdeta İsm-i A’zam iksiri gibi hüsn-ü kabûl göreceğini söylemişlerdir. İşte Ismi Azam Dualarını içeren Tesbihat, Üstad Bediuzzaman Hz nin çok ehemmiyet verdiği dua, zikir ve tesbihlerden ibaret, kaynağını Peygamberimiz (asm) ve İslam âlimlerinden alan çok sevaplı bir ibadettir. Namazdan sonraki tesbihatlar tarikat-ı Muhammediye’dir (s.a.v.) ve velayet-i Ahmediye’nin (s.a.v.) bir evradıdır. O noktadan ehemmiyeti büyüktür. Sonra bu kelimenin hakikati böyle inkişaf etti: Nasıl ki, risalete inkılap eden velayet-i Ahmediye (s.a.v.) bütün velayetlerin fevkindedir. Öyle de, o velayetin tarikatı ve o velayet-i kübranın evrad-ı mahsusası olan namazın akabindeki tesbihat, o derece sair tarikatların ve evradların fevkindedir.” Tesbihatın sonunda Öğle namazından sonra okunması faziletli olan Sure-i Fethin sonundaki Lekad resulehurru ya...ile başlayan son ayetleri Et Tuği mükemmel kıraati ile okuyor. Bu ayetler; sahabelerin peygamberlerden sonra insanlar içinde en seçkin kimseler olduklarına sebep olan yüksek seciyeler ve kıymetli meziyetleri haber vermekle beraber; işarî manasıyla, Rasulullah'ın vefatından sonra makamına geçecek dört halifeye hilafet tertibi ile işaret edip, her birinin en meşhur medar-ı imtiyazları olan has sıfatı dahi haber veriyor.Rasulullah'dan sonra halifeliğe geçecek Hulefa-i Raşidine işaret ediyor. Akşam namazından sonra okunması tavsiye edilen La Yestevi ayetlerini Abdussamet enfes okuyor. | |||
| ZAKİRİN-22- ÜSTAD BEDİUZZAMAN HZ MUTAD DUALARI ve HUSUSİ VİRDİ | 03 nov. 2019 | 00:52:34 | |
ZAKİRİN-22- ÜSTAD BEDİUZZAMAN HZ MUTAD DUALARI ve HUSUSİ VİRDİ Hz Ustadın talebelerinin şehadetiyle o, gecelerde, göz kamaştıran bir huşû ile sabaha kadar ubudiyette bulunmuş; yaz-kış bu âdetini değiştirmemiş; teheccüd, münâcat ve evradlarını asla terk etmemiştir. Sekiz sene kadar kaldığı Barla'daki komşuları naklediyorlar: Bediuzzaman Hz nin mutad okuduğu evrad-u ezkarlar; Bu programda okunan Ustad Hz nin bu hususi virdindeki 6 ayet ; 1 (Hz.Yunus’un duası ) “Karanlıklar içinde niyaz etti: Seni her türlü noksandan tenzih ederim. Gerçekten ben kendine zulmedenlerden oldum.‘Senden başka ilâh yoktur. ” Enbiyâ 87 3 (Hz. Muhammed’in (asm) duası ) “Eğer senden yüz çevirecek olurlarsa de ki: Allah bana yeter. Ondan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ben Ona tevekkül ettim. Yüce Arşın Rabbi de Odur.” Tevbe 129 5 “Havl ve kuvvet, ancak her şeyden yüce ve nihayetsiz azamet sahibi olan Allah’a aittir.” Programın sonunda Üstad Hz nin yanık Münacaatı TR açıklamaları ile okundu. | |||
| ZAKİRİN-21-BEDİUZZAMAN HAZRETLERİ (Hayatı, Risale-i Nur, Evradları ve 2 Münacaatı) | 26 oct. 2019 | 01:13:21 | |
BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİ Eski Said ve gerekse Yeni Said döneminde telif ettiği eserlerin toplam sayısı 196'dır. Risale-i Nur; Allah yolunda, Kur’anın elmas kılıncı olan iman hakikatleriyle manevi cihad etmeyi öğretir, imanı takviye eder, manevi terakkiyatı sağlar. Fenalığa karşı, iyilik ve fazileti, merhamet ve şefkati, birlik ve beraberliği, afv ve safvı (temizliği) ders verir. Bütün bunları bir mükafat beklemeyerek ve münhasıran, Allah rızasını gözeterek ifa etmeyi esas tutar. Talebelerinin şehadetiyle o, gecelerde, göz kamaştıran bir huşû ile sabaha kadar ubudiyette bulunmuş; yaz-kış bu âdetini değiştirmemiş; teheccüd, münâcat ve evradlarını asla terk etmemiştir.Bediüzzaman'ın yetiştirdikleri insanlar da hep böyle evrad u ezkarla hemdem, teheccüdde berdevam ağzı dualı mana insanları olagelmişlerdir. Biz ZAKIRIN olarak İslam büyüklerinin İbadet u taat ve evradlarina yogunlastigimizdan Üstad Hazretlerinin okuduğu evradları,tesbihatı hatırlayıp Kulubud Daria daki Yakarışlarını okuyacağız | |||
| ZAKİRİN-20 MEVLANA HALİD-İ BAĞDADİ(18.AsrınMüceddidi) Hayatı ve Esmaul Husna-Ashab-ı Bedir -Salatu Selam ile Yakarışları | 23 oct. 2019 | 00:59:11 | |
MEVLANA HALİD-İ BAĞDADİ HAZRETLERİ;Nurani silsilenin 18. asırdaki halkası ve asrının müceddidi, Zâhir ve bâtın ilimlerindeki kemâli sebebiyle Zülcenâheyn,Nakşibendiler arasında, büyük alim ve şeyhler için kullanılıp efendimiz anlamına gelen “Mevlana” lakabıyla tanınan Asıl ismi, Hâlid b. Hüseyin en-Nakşbendî el-Hâlidî eş-Şafii Hazretleri Irak'ın Şehrezûr beldesine bağlı Karadağ da 1779 yilinda dünyaya gelmiş Sülalesi baba tarafından Hz. Osman’a dayanmaktadir. Manevi isaretlerle gittiği Hindistan Delhi de Nakşibendî şeyhi Abdullah Dehlevi’den aldığı feyiz ve ilimlerle manen güçlenen Bağdadi o zaman Hindistan’dan İran’a kadar yayılmış olan Şiilerin Kur’an-ı Kerim’in yanlış yorumlarını etkisiz hale getirip şüpheleri dağıtarak, elli milyondan fazla(Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s. 78) insanın irşadlarına ve imanlarının kurtulmasına kısa zamanda Allah in Lütfü ile vesile oldu. Gerek Bediüzzaman, gerekse Mevlana Halid Hazretlerinin hayatını birçok benzerlikler vardır.Mevlana Halid (M.1779), Bediüzzaman tam yüzyıl sonra (M. 1878) dünyaya gelmiştir. Mevlana Hazretleri idarecilerin tahkikatı üzerine (1823) Bağdat’tan ayrılıp Şam’a yerleşmiş, Bediüzzaman ise yine yüzyıl sonra (1923) Ankara’dan ayrılıp Van’da inzivaya çekilmiştir. Mevlana Halid’in (1809) Hindistan’a gidişi ile Bediüzzaman’ın (1907) İstanbul’a gidişinde tarihi tevafuk vardır. Diğer yandan Mevlana Hazretlerine Bağdat Valisi İbrahim Paşa tarafından müderrislik, Bediüzzaman’a da milletvekilliği, Şark Umumi Vaizliği teklif edilmiş ancak her ikisi de bu resmi görev tekliflerini kabul etmemişlerdir.Bediüzzaman’ın gençliğinde alamadığı İcazet Nişanı Cuppesi asırlar ötesinden Mevlana Halid Hazretleri tarafından nasip olmuş ve kendisine talebeleri aracılığı ile giydirilmiştir. Mevlânâ Halidi Bağdadi Hazretlerinin Kulubuddaria da kayıtlı Caliyetü’l – Ekdar Ve’s – Seyful Bettar , “kederleri gideren keskin kılıç” evradını okumak dinlemek paylaşmak maddi ve manevi dertleri için bir şifa kaynağı oldugu bildirilmiştir. Çünkü Câliyetü’l- Ekdâr’ı okuyan biri duasına hem Mevlana Halid-i Bağdâdî hazretlerini (kuddise sırruhû) hem de esma-i hüsnâ ile Bedir ashabını vesile etmiş olur. | |||
| ZAKİRİN-19- ŞAH-I BAHAUDDİN NAKŞİBENDİ HZ (Hayatı, Evrad-ı Kudsiyesi) | 16 oct. 2019 | 00:54:02 | |
BAHÂEDDİN NAKŞİBEND HAZRETLERİ (d.718/1318, ö. 791/1389) 70 yıllık bereketli ömür devresini tamamladıktan sonra doğum yeri Kasrıârifân a dönerek son yıllarını ve gunlerini müridlerini yetiştirmekle geciren Bahâeddin (2 Mart 1389) pazartesi gecesi doğduğu köyde vefat etti. | |||
| ZAKİRİN-18-GAVS-ı AZAM ABDULKADİR GEYLANİ (KS) Hayatı,Salavatı,Nasr (Yardım) Yakarışları | 09 oct. 2019 | 01:04:16 | |
ABDÜLKĀDİR-i GEYLÂNÎ HAZRETLERİ | |||
| ZAKİRİN-17 - İMAM GAZALİ Hz (Hayatı, Cennet-ul Esma Duası, Şeb-i Arus-Vuslat Kasidesi) | 29 sept. 2019 | 01:24:50 | |
Büyük İslam âlimi, 11. asrın Müceddidi, mutasavvıfı ve müderrisi, Hüccet-ül-İslam , Zeynüddin (dinin ziyneti) isimleriyle tanınan,yazdığı kitapların sayfası 55 yıllık kısa ömrüne bölününce bir güne 18 sayfa düşen 1000 (bin)e yakın eser sahibi İmam Gazali nin hayatını kısaca hatırlayıp, Sebi Arus- Vuslat gecesinde yazdigi Son vasiyetini içeren Kasidesini ve Kulubud Daria da kayitli Cennetul Esma evradini okuyacağız Gazali (Miladi 1058) yılında Horasan'ın Tus şehrinde doğmuştur. İlk öğrenimini Tus ve Cürcan şehirlerinde daha sonra 28 yaşına kadar Nişabur Nizamiye Medresesi'nde tahsilini tamamlayınca, büyük bir ilim ve edebiyat hâmisi olan Selçuklu veziri üstün devlet adamı Nizâm-ül-mülk’ün da’veti üzerine Bağdad’a gitti. Nizâm-ül-mülk’ün topladığı ilim meclisinde bulunan zamanın âlimleri, İmâm-ı Gazâlî’nin ilminin derinliğine ve mes’eleleri izah etmekdeki üstün kabiliyetine hayran kaldıklarını i’tirâf ettiler. Üstün vasıflarından dolayı hem âlimler, hem de halk tarafından çok sevildi. O zaman ortaya çıkan sapık fırkaların mensûpları, onun yüksek ilmi ve en zor, en ince mevzûları en açık bir şekilde anlatması, hitâbet ve izah etme kabiliyetinin yüksekliği, zekâsının parlaklığı karşısında perişan ve mağlûb oldular. Bu sırada otuzdört yaşında bulunan İmâm-ı Gazâlî’nin İslâmiyete yaptığı büyük hizmetleri gören Selçuklu veziri Nizâm-ül-mülk, onu Nizamiye Medresesi’nin (Üniversite) başmüderrisliğine, şimdiki ta’biriyle rektörlüğüne ta’yin etti. Bu medresenin başına geçen İmâm-ı Gazâlî, üçyüz seçkin talebeye, lüzumlu olan ilimleri ogretiyor Bir taraftan da kıymetli kitaplar yazıyordu. Yaklaşık 10 yıl süren bu inziva doneminde baş eseri olan İḥyâʾü ʿulûmi’d-dîn’i Kimyâ-yı Saʿâdet ve Eyyühe’l-veled eserlerini yazmıştır. 1106 da tekrar Nîşâbur’ da Nizâmiye Medresesi’nde öğretim görevine başladıgin da“ Eskiden mevki kazandıran ilmi öğretiyordum...; şimdi ise mevki terkettiren ilme çağırıyorum”demişti.. İhyâ’sını kalabalık bir talebe kitlesine ders olarak okuttu. İhyâ’ü ‘Ulûmiddîn, İslâm dünyası kadar batıda da kendisine, yaygın olarak başvurulan eserlerin başında gelmektedir. Pek çok dile tercüme edilmiştir. Ümmetin: ‘İslâm’a dair bütün kitaplar kaybolup sadece İhyâ’ kalsaydı, diğerlerini aratmazdı‘ diyerek taltif ettiği, -kimi bölgelerde- vird edindiği bu eserden Müslümanlar, kıyamete kadar istifâde etmeye devam edeceklerdir inşaAllâh… Mânâ âleminde, o Hüccetü’l-İslâm’ın ve büyük eseri İhyâ’ü ‘Ulûmiddîn’in büyüklüğünü Peygamber Efendimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)in, Hazreti İsa ve Musa Nebîlerin ve Şeyhayn (Hazreti Ebûbekir es-Sıddîk ve Hazreti Ömer Radıyallâhu Anhûma)nın da tasdik ettikleri haber verilmiştir. Uç yılı aşkın bir süreden sonra resmî görevini bir defa daha bırakıp Tûs’a döndü (1109). evinin yanındaki medrese, ve tekke de günleri, insanları irşâd etmekle geçti. 55 yaşında iken 1111 yılında vefât etti.Tûs’ta ünlü şair Firdevsî’nin mezarının yakınına defnedildi.İmâm-ı Gazâlî hazretleri vuslat seb i arus elbisesini giyip, yüzünü kıbleye dönüp, rûhunu teslim etmişti. Başı ucunda bazı beyitlerin yazılı olduğu sayfalar vardi.Bu İmam Gazali nin tek kasidesi daha sonralari Şeyh Abdulgani en-Nablusi (105011143) tarafından şerh edilen ölüm kasidesi idi. 100 yüzyıl sonra yaşayan Mevlânâ nin Şeb i Arus Vuslat Halvet Gecesi diye adlandırdığı beyitlerin manalarin belki ilham kaynagi İmam Gazali nin, Rabbine kavuşma anını ölüm e nasıl gülerek ve bilerek gittiğini Eserlerinde hep ilmelyakin anlattığı ölüm gerçeğini hakkal yakın ve aynelyakin yasayarak o anlarda kaleme aldığı son eseridir. Gelmiş-geçmiş İslâm âlimleri arasında Üstad Bediüzzaman'a en çok benzeyen Dokuz yüz sene evvel yaşayan ve asırlara hükmeden İmam-ı Gazzâlî'dir. Eğer yaşadıkları şartlar ve ortam aynı olsaydı, belki aralarındaki misliyet de ayniyete inkılâp ederdi. | |||
| ZAKİRİN-16-Veysel Karani Hz (Hayatı, Münacaatı, Virdi, Yemen İllerinde..Kasidesi) | 19 sept. 2019 | 00:46:00 | |
VEYSEL KARANİ Hz Müslüman olduktan sonra bütün ömrü boyunca sevgili Peygamberimizin ( aleyhisselâm ) aşkı ile yanıp tutuştu. Kulluğunda o dereceye ulaşmıştır ki, her hâli, her hareketi ve her sözü insanlara ibret ve nasîhat olmuştur. Onun en önemli vasfı, Peygamberimize ( aleyhisselâm ) aşkı, ibadetu taatteki derinliği ve annesine saygısıdır. Annesine çok hizmet edip, hayır duâsını almıştır. Resûlullah efendimizi ( aleyhisselâm ) görmeği çok arzu ediyordu. Yine Resulullah buyurdular :“Benim ümmetimde Üveys adında bir kişi vardır. Kıyamet gününde Rebia ve Mudar Kabileleri’nin koyunları tüyü sayısınca günahlı kişilere şefaat edecektir.” (657) yılında vuku bulan Sıffîn Savaşı’na Hz. Ali’nin saflarında katıldığı ve bu savaşta şehid olduğu kabul edilir. Bundan dolayı İmâmiyye Şîası’nda özel bir yere sahiptir. Veysel’in gömüldüğü yer de belli değildir. Yemen’in Zebîd, İran’ın Kazvin ve Kirmanşah, Özbekistan’ın Hîve, Suriye’nin Şam ve Rakka şehirleriyle Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde ona nisbet edilen makam-mezarlar vardır. Veysel Karani Hazretlerinden sonra gerek Hızır (as)’dan gerekse bazı velilerden bu şekilde feyz almış kişilere Üveysi denilmiştir. Veysel Karâni Mekke’de hac yapıp, Medine’ye gidince işte Resûlullahın türbesi burasıdır diye kendisine gösterildi. Kendinden geçerek düşüp bayıldı. Ayılınca beni buradan götürün. Resûlullahın ( aleyhisselâm ) medfûn bulunduğu bir beldede benim için yaşamanın tadı olmaz, demiştir. | |||
| ZAKİRİN-15 İmam ŞAZİLİ Hz. Hayatı, (Dua-un Nasr) Musibetlere karşı İltica ve Yardım Münacaatı, Şeyhi İbn MEŞİŞ Hz. meşhur Salavatı Meşişiyye'si | 15 sept. 2019 | 00:38:27 | |
İMAM SAZILI Hz ve şeyhi İbni Meşiş Hz.Hayatı Ve Dua lari (1196-1258) Ebu’l-Hasan Şâzilî’nin tasavvufî şahsiyetini ortaya koyan unsurlardan birisi, onun dua ve zikir konusundaki hassasiyetidir. Çünkü İmam Şâzilî çok dua eder, gecenin ilerleyen vakitlerine kadar evrâd ve ezkâr ile meşgul olurdu. Vefat ettiği gece bile bu âdetini terk etmemişti. Evet O’nun tasavvufî hayâtında dua ve zikrin önemi büyüktür. Günün değişik vakitleri için tahsîs edilmiş duaları vardı. Evrâd, ezkâr ve dualarının büyük bir bölümünü kendisi tertîb etmiştir. İmam Şâzilî Hazretlerinin en önemli hizbi Hizbü’l-Kebîr’dir. Hazreti Şâzilî’nin sağlığında sadece “hizb” diye bilinen bu duası onun en önemli hizbi olduğu için daha sonraları “el-Hizbü’l-Kebîr” diye anılır olmuş ve öylece şöhret bulmuştur. El-Hizbü’l-kebîr, Hazreti Şâzilî’nin, “Kim bizim hizbimizi okursa, bize olan lütuflar ona da olur.” dediği hizbidir.
| |||
| ZAKİRİN-14-MUHARREM-ASURE-KERBELA-MERSİYE-Hz HUSEYIN DUASI-HİCRET(43 dk ) | 08 sept. 2019 | 00:43:49 | |
1- MUHARREM AYI ÂŞURA GÜNÜ KERBELA, HICRET ve Hz Huseyin duası Bugünde Cenâb-ı Hak on peygamberine on çeşit ikramda bulunmuş ve kudsiyetini arttırmıştır.Aşure gununda olan hadiseler | |||
| ZAKİRİN-13 - Hz.MEVLANA- Esmaul HUSNA Zikri- Virdü Kebir (Mevleviye)Münacaatı (36 dk) | 08 sept. 2019 | 00:51:03 | |
HZ MEVLANA- Esma-ul Husna Zikri ve Virdü Kebir(Mevleviye)Münacatı Mevlâna Celaleddin Rûmî Hazretleri’nin bazı sûre, âyet ve Peygamber Efendimiz’den gelen bazı dualardan terkip ve tertip olunmuştur Hz. Mevlâna'yı sevenler, onun yolundan gidenler onun mübarek dualarını asırlardır okuya gelmişler ve dillerine vird edinmişlerdir. Bu itibarla bu evrâd ; mevlevî âdâb ve erkânının başlangıcını teşkil etmektedir. “Evrâd-ı Mevlâna (Mevleviyye)” ve Vird-ul Kebir denilen bu meşhur virdin değişik kütüphanelerde, birçok yazma nüshası vardır.
Şu güzel isimlerin hürmetine, o isimlerin şerefi ve kerameti hürmetine, O isimleri, müsemmâsına da’vet eden hürmetine, 4. O, isimlerin ma’nâları hürmetine. Allâh’ım! 5. Sabahımı hayırlı uğurlu ve mübarek kıl; 6. (beni) belâ ve kedere uğrayan, zillete düşüp de üzülen yapma. 7. Allah’ım şu günümüzün başını hoş, 8. ortasını selâmet, 9. sonunu da kurtuluş sebebi yap. 10. Allah’ım bu, yeni yaratılan bir gündür. 11. Onu, sana,tâat ü ibâdet etmem için bana aç; 12. senin mağfiretine ermekle ve hoşnutluğunu kazanmakla bitir. 13-15. Bu günde beni, senin benden kabul edeceğin ve senin pak kılıp bana artıracağın, güzel rızıklarla rızıklandır. Ve bu günde işlediğim günahlardan dolayı beni affet. Muhakkak sen çok mağfiret edicisin. Pek merhametlisin; kullarını çok seversin, çok mükrimsin. Allah’ım! Ben, hoşlanmadığım şeyi kendimden def etmeye, umduğumu elde etmeye muktedir olmadığım halde sabahladım. Hal ve keyfiyet de benim elimde olmayıp sen Allah’ımın elindedir.
| |||
| ZAKİRİN-12 İbrahim Hakkı Hazretleri-Mevla Görelim Neyler Neylerse Güzel Eyler (30 beyit) | 04 sept. 2019 | 00:54:24 | |
Mevlana Celâleddin er-Rûmî (1207-1273) Üstâd Bedîüzzamân Hazretleri der ki; Bil ki, ben hayatta sağ kaldıkça Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî (ks) Hazretleri’nin dediği gibi derim: ”Ben, hayatta kaldıkça, Kur’ân’ın bendesiyim. Ben Muhammed-i Muhtar’ın (asm) yolunun toprağıyım.”Üstad Hz. Hazret-i Mevlânâ benim zamanımda gelseydi, Risâle-i Nûr’u yazardı. Ben de Hazret-i Mevlânâ zamanında gelseydim, Mesnevî’yi yazardım. O zaman hizmet Mesnevî tarzındaydı. Şimdi Risâle-i Nûr tarzındadır.” | |||
| ZAKİRİN-11 Mevlana Hazretleri Hayatı, Mevlevi Zikri, La Tahzen(Üzülme)-Etme-O Geliyor O Geliyor Beyitleri (57 Dk) | 04 sept. 2019 | 01:36:36 | |
Mevlana Celâleddin er-Rûmî (1207-1273) O, Cenâb-ı Hakk'ı delice seviyordu ve ufkunda hiç dinmeyen bir inilti vardı gece-gündüz. Halvette-celvette, her zaman ayrı ayrı muhabbet ve aşk u iştiyak fasılları yaşıyordu. Bütün bütün mâsivâdan tecerrüt edip kendini gönlündeki aşk u vuslatın gel-gitlerine salınca tamamen bir ateş topuna dönüyordu. içten içe ocaklar gibi yanıyor, ama asla gam izhar etmiyordu. Yanmayı aşkın gereği görüyor, âh u vah etmemeyi de vefa töresi sayıyordu. Ona göre, 'seviyorum' diyenler cayır cayır yanmalı ve bunu da maiyyet ve kurbetin bedeli saymalıydılar. Az yemeli, az içmeli, az uyumalı, konuşacakları zaman da sadece O'ndan söz açmalı ve hep 'hayret' yaşamalıydılar. O, 'Sevenin nasıl uyuduğuna şaşılır; evet, sevene uyumak haramdır.' derdi. Bir keresinde, (Cenab-ı Hakk'ın, Hazreti Davud'a hitaben:) 'Ey Davud! Kendini uykuya salıp beni düşünmeyen, sonra da aşk iddiasında bulunan yalan söylemiş olur.' sözünü naklettikten sonra 'Karanlık basınca aşıklar delirir-delirmeli.' demiş ve hep dediği gibi davranmıştı. İşte Divan-ı Kebîr'de onun mağmalar gibi köpürüp duran his ve heyecan ummanından sadece birkaç damla: 'Elsiz-ayaksız kalmış zavallı gönlümde O'nun aşkına direnecek güç kalmadığı için mecnun gibiyim. Her gün, her gece beni bağlayan aşk zincirinin ucunu geveleyip duruyorum. Sevgilinin hayâli gelip belirince kanlar içinde kalıyorum. Ben kendimde olmadığım için O'nu gönül kanıyla boyarım diye korkuyorum. Aslında Sen, her zaman aşk ateşiyle yanıp yakılan bu âşığın gecelerini perilerden sormalısın.. Herkes gidip uyudu; gönlünü O'na kaptırmış olan ben ise uyku nedir bilmiyorum. Bütün gece gözlerim göklerde yıldız saymakta; O'nun aşkı uykumu öyle bir alıp götürdü ki, bir daha geri geleceğini sanmıyorum...' Eğer O'nun aşk u heyecanı ve vecd ü hafakanlarının özü sayılan şiir divanlarının ruhu sıkılacak olsa, ondan hep böyle aşk u iştiyak ağlamaları, vuslat ve ümit nağmeleri dökülecektir. Mevlânâ bir ömür boyu sevmiş, sevildiği inancıyla oturup kalkmış, hep O'na karşı olan aşk u alâkasını dillendirmiştir. O, bu engin aşk u alâkasını her seslendirişinde de O'na yalnız yürümemiştir; kendini dinleme bahtiyarlığına ermiş-çevresini de alıp beraber götürmüştür. Evet o, kendisine sunulan semavî ziyafet sofralarından, o ışık hâlesi içinde bulunanlara da kâse kâse sunmayı âdeta bir vefa borcu bilmiştir. İşte ona ait bir semavî yolculuk sergüzeştinden etrafa akseden bir kaç müteşâbih nağme: 'Aşk burakı aklımı da gönlümü de aldı götürdü. Nereye götürdüğünü bana sorma. Aklımı da gönlümü de alıp ötelere götürdü. Yürüyüp öyle bir revaka ulaştım ki, orada ne ay var ne de gün; öyle bir dünyaya eriştim ki, orada dünya da dünya olmaktan çıkmış...' Bu seyahat, mirac-ı Ahmediye'nin gölgesinde öyle bir uruc ve bir semavî yolculuk ki, Süleyman Çelebi ifadesiyle, 'Ne mekân var ânda ne arz u semâ.' Görüp duydukları, bakıp temâşâ ettikleri gözlerin görmediği, kulakların işitmediği, akl u fikrin kavrayamadığı özel iltifat tecellileriydi ve bunlar herkese de müyesser değildi. O, gitti, gördü, tattı ve bir fâninin bilebileceği çerçevede bilinebilecek her şeyi bildi. Görmeyenler bilemez, tatmayanlar duyamaz; duyanlar da çok kez sır vermez, sır verseler de onu herkes ihâta edemez. Gâlib'in ifadesiyle: "Bir şu'lesi var ki şem'-i Canan'ın Mevlânâ'nın bütün bir varlığa karşı duyduğu muhabbet, alâka ve insanlarla münasebetlerindeki sıcaklık, ondaki o derinlerden derin ilâhî aşkın bir izdüşümüydü. Fıtratı sermest-i câm-ı aşk olan Hazreti Pir her şeyi sevmiş, topyekün varlığı muhabbetle kucaklamış, her nesne ile bir çeşit diyaloğa geçmişti ki; bütün bunlar, onun Allah'a karşı o derin aşk u alâkasının yansımasından başka bir şey değildir. | |||
| ZAKİRİN-10 CUMA GÜNÜNÜN FAZİLETLERİ OKUNACAK SURELER(Mealli Cuma-Yasin-Kehf-Mülk-Fetih) ve MUHYİDİN-İ ARABİ nin Münacaatı | 04 sept. 2019 | 02:56:00 | |
CUMA GÜNÜ FAZİLETLERİ- OKUNACAK SURELER ve DUALAR
“Güneşin doğduğu günlerin en faziletlisi / en üstünü cuma günüdür. Çünkü Âdem o günde yaratılmış, o günde cennete yerleştirilmiş ve o günde cennetten çıkarılmıştır.” (bk. Müslim, 854; Nesai, 3/89; İbn Kesir, 1/2328) Hz. Âdem’in Cennetten çıkarılması, yeryüzüne yerleştirilmesi ve yeryüzü halifelik payesine ulaştırılması anlamına geldiği için, o da bu cihetle büyük bir nimettir.Demek ki cuma günü, insanlığın ilk yaratıldığı, cennete yerleştirildiği ve yeryüzü halifesi olduğu bir gün olduğundan ötürü insanlar için büyük bir bayram günü olmuştur.Allah’ın cennette cuma gününe tekabül eden ve “yevmü’l-mezîd” denilen günde, kullarına kendisini ziyaret fırsatı vereceğini, bunun için onlara tecelli edeceğini bildirilmiş (İbn Kayyim, 1/369-372, 408-410), başka bir hadiste de bu günde yapılan duaların kabul edileceği bir anın (icâbet saati) bulunduğunu haber vermiştir. İcâbet saatinin zevalden itibaren namazın başlamasına, imamın minbere çıkmasından namazın başlamasına veya bitimine ya da ezandan itibaren namazın eda edilmesine kadar devam ettiği, ayrıca fecir ile güneşin doğuşu, ikindi namazı ile güneşin batışı arasında olduğu şeklinde çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Hz. Peygamber (asm)’in, “Ben onu biliyordum, ancak Kadir Gecesi gibi o da bana sonradan unutturuldu.” (Hâkim, Müstedrek, 1/279) meâlindeki hadisine dayanarak esmâ-i hüsnâ arasında ism-i a‘zamın, Ramazanın son on günü içinde Kadir Gecesinin gizli tutulması gibi, icâbet saatinin de insanların bütün gün boyunca Allah’a yönelmeleri için gizli tutulduğu ifade edilmiştir. Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: Cuma günü okunmasi tavsiye edilen sureler;Yasin,Mülk(Tebareke),Amme,Duhan,Rahman,Kehf (tümü veya ilk on ayet- son on ayet ), Secde,Vakia,Fetih,Cuma,Amenerrasulu,Hasr suresinin sonu...ihlas,felak,nas sureleri Cuma akşamı Yâsîn Suresi'ni okuyanın günahlarının affedileceği ümit edilir. Kehf,Yasin,Fetih,Mülk(Tebarek) surelerini Türkçe açıklamalarıyla beraber Zakirin platformunda kaydettik. | |||
| ZAKİRİN-9 (Alvarli Efe Hz Hakkında, Bayram O Bayram Olur, Sultan..) | 14 août 2019 | 00:24:30 | |
Erzurum'un Pasinler (Hasankale) ilçesine bağlı Kındığı (Altınbaşak) köyünde doğdu. Resmi nüfus kayıtlarına göre doğum tarihi h. 1271 m. 1853-1854 iken oğlu Hacı Seyfeddin Efendinin tespitine göre h. 1285 m. 1868'dir.[1] Babası Hace Hüseyin Efendi, annesi ise Hatice Hanım'dır. Anne cihetinden Seyyid olup soyu Hz. Muhammed' (sav) e dayanır. H. 1307 (m. 1889-1890) yılında Hasankale'nin Sivaslı Camiinde imamlığa başladı.
Aynı yıl babası ile birlikte Bitlis'te ikamet eden Nakşibendi Şeyhi Muhammed Küfrevi'yi ilk defa ziyaret etti. 5 yıl sonra, 27 yaşında iken Muhammed Küfrevi'den Nakşibendilik hilafeti aldı. Tasavvuf zinciri Muhammed Küfrevi - Seyyid Taha Hakkari - Mevlana Halid-i Bağdadi şeklinde devam eder. Ayrıca bilahare Tillo'da bulunup Şeyh Nur Hamza'dan Kadiri icazeti de almıştır. I. Dünya Savaşı esnasında 1916 yılında Erzurum'da Rus işgali başladığı sırada Dinarkom köyünde imamlık yapmakta idi. Bizzat savaşmak için müracaat ettiği ordu tarafından kendisine müsaade verilmedi. Fakat Tercan'ın Yavi köyünde cami imamlığı esnasında Ermeni mezaliminin artması üzerine ilerleyen yaşına rağmen köylülerden teşkil ettiği milis kuvvetleriyle savaşa iştirak etti. Savaş sona erip Rus işgali ortadan kalkınca Hasankale'nin Alvar köyünde imamlığa başladı. Burada 1939 yılına kadar ikamet etti. Alvar Köyünden ayrılınca yerine gelen imam Ramiz Efendi, Fethullah Gülen'in babasıdır. Gülen, dergahına devam ettiği sırada Alvarlı Efe'nin vefat ettiğini ve o sırada kendisinin 16 yaşında olduğunu belirtir. Yine II. Dünya Savaşı sona erdikten sonra ilk fırsatta hacca gitmiştir. 1947, 1949 ve 1950 yıllarında üç defa hac yapmıştır. Evlatlarından sadece Hacı Seyfeddin Efendi kendisinden sonraya kadar yaşamıştır. H. 28 Receb 1376 (m. 12 Mart 1956) günü Erzurum'da vefat etti. Kabri Alvar Köyündedir. Muhammed Lüfti Efendi anadili Türkçenin yanında, şiir yazacak derecede Arapça, Farsça ve Kürtçe bilirdi. Tasavvuf edebiyatı sahasında eserler vermiştir. Vefatından sonra şiirleri oğlu tarafından Hulasat'ul Hakayık adı altında kitaplaştırılmıştır.
| |||
| ZAKİRİN-8- Hz Osman(RA) Zinnureyn Merhamet ve Şefkatte, İlimde, Hilimde, Cömertlikte Zirve, Kur'an Şehidi Hz. Osman (RA) Munacaat-ul Kur’an ve Tevhitname Duaları | 14 août 2019 | 01:03:48 | |
Hz. Osman (RA) Peygamber Efendimiz'in (SAV) üçüncü halifesidir. Kendisi en asil ve mümtaz bir aileye mensuptu. Resûl-i Ekrem (SAV) ile dedeleri, beşinci cedleri olan Abdül-Menafda birleşir.Hz. Osman'ın (RA) birçok yüksek hasletleri vardı.
Hz Ali Ra efendimizden rivayet edilen üstadımizinda dua mecmuasina aldığı Hz Osman Efendimizin Hizbul Kur an -Munacaat-ul Kur’an ve Tevhitname Dualarını ve Meşhur Su Kasdesi-1 bu bölümde dinleyebilirsiniz.. | |||
| ZAKİRİN-7 - Hz Omer (RA), Hakkı bâtıldan ayırmada, adaleti bihakkın tatbik etmede, eşsiz Halife Hz Ömer (RA) Yakarışları | 14 août 2019 | 00:24:30 | |
Hz. Ömer (RA), çâr-yâr-ı güzîn efendilerimizin ikincisidir. Hz. Ömer'in (RA) İslâm'ın yayılmasında ve inkişafında hususî bir yeri vardır. O'nun İslâmiyete girmesi, İslâm'ın inkişafında bir dönüm noktası olmuştur. O zamana kadar Müslümanlar Hz.Erkam'ın (RA) evinde gizli ibadet ederlerdi. Bu bölümdeki okumalar aşağıdaki şekilde devam ediyor. ZAKİRİN-7 (Hz Omer RA Duaları, 26 dk) ZAKİRİN-7 (1-Hz Omer RA Fazileti ve Duaları-13 dk) ZAKİRİN-7 (2-Hz Omer RA Duaları,Çar-ı Yar ı Güzin İlahi, Fetih Suresi-13) | |||
| ZAKİRİN 6- Hz Ebu Bekir (RA)- Peygamberimizin en yakın arkadaşı, sırdaşı, kayınpederi, sağ kolu,veziri Hz Ebu Bekir (RA) Yakarışları | 14 août 2019 | 00:27:05 | |
Birinci bölümde Hz Peygamberimizin mubarek dualarını okumustuk. Bu kısımda Hulefa-i Raşidin Efendilerimizin mevsuk ve mergub bazı dualarını okuyacagiz.. Hz Ebubekir Efendimiz; İslâm’dan önceki 38 yıllık hayatında dahî içki kullanmamış, putlara tapmamış, dâimâ nezih ve örnek bir şahsiyet sergilemiştir. Allah Resûlü, Peygamberliğini îlân ettiğinde, hemen îmân etmiştir. Hz. Muhammed (s.a.v.) 622 yılında Mekke’den Medine’ye hicret ettiğinde O’na yol arkadaşlığı yaptı.Âyet-i kerîmeleri ve Peygamber Efendimiz’in sözlerini en iyi o anlardı.[3] Zira ömrü boyunca Efendimiz’den hiç ayrılmamıştı. Nebiler Nebisinin en yakın arkadaşı, sırdaşı, kayınpederi, sağ kolu veziri olan o Kamet-i Bala icin Efendimiz ona şu ebedî müjdeyi vermişlerdi: Risale-i Nur’da dageçen "Mü’minler Cehenneme gitmemek için Allah’tan isterim, benim vücudum Cehennemde büyüsün ki, onların yerineazap çeksin" (Emirdağ Lahikası s. 377) şeklindeki ifadeler, ne kadar merhamet ve sevgiyle dolu bir kalbe sahip olduğununönemli bir tezahürüdür. Bu bölümdeki okumalarımız aşağıdaki şekilde devam ediyor. ZAKİRİN 6 (Hz Ebu Bekir RA Duaları,34 dk) ZAKİRİN-6 (1-Hulefai Raşidin-Hz Ebu Bekir RA-9 dk) ZAKIRIN-6 (2-Hz Ebu Bekir Münacaatı,Fazileti-17 dk) ZAKIRIN-6 (3-Ebu Bekir RA Duaları-5 dk) | |||
| ZAKİRİN -5 (Yatsı-Vitr-Teheccüt Duaları, 42 dk) | 14 août 2019 | 00:44:49 | |
Yatsı namazından sonra okunması tavsiye edilen Amenerresulu...ayetleri hakkında Allah Rasûlü (s.a.v.) şöyle buyurur: Rivayetlerde, Peygamber Efendimiz (asm) bu âyetlerde bu şekilde duâ ederken, meleklerin “Âmin” dedikleri bildiriliyor. Bu programdaki okumalar aşağıdaki şekilde devam ediyor ZAKİRİN -5 (Yatsı-Vitr-Teheccüt Duaları,42 dk) ZAKİRİN-5 (1-Yatmadan önce Okunacak Dualar -Seher Duaları -14 dk ZAKİRİN-5 (2-Amerresulu Fazileti,Bu Gece Hakkı içün İlahi-13 dk) ZAKİRİN-5 (3-Teheccüt-Hacet Duaları-17 dk) | |||
| ZAKİRİN-4 (Sabah Duaları-2, Akşam Duaları, 58 dk) | 14 août 2019 | 01:55:02 | |
Evet, her bir namazın vakti, mühim bir inkılâp başı olduğu gibi, azim bir tasarruf-u İlahînin âyinesi ve o tasarruf içinde ihsânât-ı külliye-i İlahiyenin birer mâkesi olduğundan, Kadîr-i Zülcelâl’e o vakitlerde daha ziyade tesbih ve tazim ve hadsiz nimetlerinin iki vakit ortasında toplanmış yekûnuna karşı şükür ve hamd demek olan namaza emredilmiştir." "Fecir zamanı, tulûa kadar, evvel-i bahar zamanına, hem insanın rahm-ı mâdere düştüğü âvânına, hem semavat ve arzın altı gün hilkatinden birinci gününe benzer ve hatırlatır ve onlardaki şuûnât-ı İlâhiyeyi ihtar eder. Sabah namazının vakti, mevsimlerden baharın başlangıcı, insanın ömründe anne karnına düşmesi, sema ve dünyanın altı günlük yaratılış sürecinin birinci gününe işaret edip bu merhalelerde yaratılan harika sanat ve işlere işaret ediyor. Demek biz seher vaktinde namaza kalktığımız zaman bu manaları tefekkür ederek namaz kılarsak, o külli İlahi maksatlara uygun hareket etmiş oluruz. "İşte, bu vaziyette bir ruh, fecir zamanında bir Kadîr-i Zülcelâlin, bir Rahîm-i Zülcemâlin dergâhına niyazla, namazla müracaat edip arzıhal etmek, tevfik ve medet istemek ne kadar elzem; ve peşindeki gündüz âleminde başına gelecek, beline yüklenecek işleri, vazifeleri tahammül için ne kadar lüzumlu bir nokta-i istinat olduğu bedâheten anlaşılır.""Seherlerde eser bâd-ı tecellî, Uyan ey gözlerim vakt-i seherde." Cûşa gelir dağ ile taş feryâd eder vakt-i seher Bu programdaki okumalarımızı aşağıdaki şekilde devam edecek. ZAKİRİN-4 (Sabah Duaları-2, Akşam Duaları, 58 dk) ZAKİRİN-4 (1-Nabi-Sakın Terki Edepten, Sabah Duaları-17 dk) ZAKİRİN-4 (2-Sabah Duaları-17 dk) ZAKİRİN-4 (3-Akşam Duaları-Seher Vakti İlahi-11 dk) ZAKIRIN-4 (4-Akşam duaları-Mest u Hayranım İlahi-10 dk) | |||
| ZAKİRİN-3 (Seher Duaları,Sabah Duaları-1-53 dk) | 14 août 2019 | 01:33:54 | |
Evet, her bir namazın vakti, mühim bir inkılâp başı olduğu gibi, azim bir tasarruf-u İlahînin âyinesi ve o tasarruf içinde ihsânât-ı külliye-i İlahiyenin birer mâkesi olduğundan, Kadîr-i Zülcelâl’e o vakitlerde daha ziyade tesbih ve tazim ve hadsiz nimetlerinin iki vakit ortasında toplanmış yekûnuna karşı şükür ve hamd demek olan namaza emredilmiştir." Ve gecede teheccüd ise kabir gecesinde ve berzah karanlığında ne kadar lüzumlu bir ışık olduğunu bildirir, ikaz eder ve bütün bu inkılabat içinde Cenab-ı Mün’im-i Hakiki’nin nihayetsiz nimetlerini ihtar ile ne derece hamd ü senaya müstahak olduğunu ilan eder. Üstad Hazretlerinin; Gece ibadeti, teheccüd namazı ve mutlaka seher vaktinde uyanık ve tesbihatta ve duada olması daimî idi. Gece evrad okuduktan sonraki dua zamanı çok ehemmiyetli idi. Herhalde o zamanda bir vakti vardı ki, külliyet kesbedip bütün zerrat-ı kâinat namına tesbih ve tahmid ederdi. Seher vaktinden çok evvel kalkar, evradını okurdu, sabah namazından evvel veya sonraya kadar. . Nabi'nin beyitleri; Ey bad-ı saba uğrarsa yolun semt-i harameyne Bu programda okumalarımızın akışı aşağıdaki gibidir. ZAKİRİN-3 (Seher Duaları,Sabah Duaları-1-53 dk) ZAKİRİN-3(1-Seher-Sabah Duaları,Ustad Seher Okumaları-16 dk) ZAKİRİN-3(2-Sabah Duaları,Bad-ı Saba ilahi-14 dk) ZAKİRİN-3(3-Sabah Duaları,Salat-u Selamlar-13 dk) | |||
| ZAKİRİN-2 (Her Zaman Okunabilecek Nebevi(SAS) Dualar-2-42 dk) | 12 août 2019 | 00:44:21 | |
İşte, bak: O zât öyle bir salât-ı kübrâda dua ediyor ki, güya şu cezire, belki arz, onun azametli namazıyla namaz kılar, niyaz eder. Bu programda okumalar aşağıdaki sıralama ile devam ediyor. ZAKİRİN-2 (Her Zaman Okunabilecek Hz Peygamberimize ait Nebevi Dualar-2-42 dk) ZAKİRİN-2(1-Nebevi Dualar,HE İlticaname -Ustad Yakarış-14 dk) ZAKİRİN-2(2-Nebevi Dualar-Cürmüm ile İlahi-Dua Mucizeleri-16 dk) ZAKİRİN-2(3-Nebevi dualar,R.Nur Efendimiz ve duası-12 dk) | |||