Retour

Explorez tous les épisodes du podcast böyle şeyler işte

Plongez dans la liste complète des épisodes de böyle şeyler işte. Chaque épisode est catalogué accompagné de descriptions détaillées, ce qui facilite la recherche et l'exploration de sujets spécifiques. Suivez tous les épisodes de votre podcast préféré et ne manquez aucun contenu pertinent.

Rows per page:

1–50 of 66

TitreDateDurée
hayat anlardan ve tercihlerimizden ibaret26 juil. 202600:16:20

Albert Camus'un yabancı adlı kitabını okurken hayatın anlardan ve tercihlerden ibaret olduğunu tekrar hatırlattı. Anlardan, yaptığımız ve yapamadığımız tercihlerden, ailelerin tercihlere karışması hakkında konuştuk.


Reklam, işbirliği, sponsorluk yok.

neden bazı günler ötekilerden daha güzel?19 juil. 202600:12:36

Hangi günü fark ederek yaşıyoruz? diye düşündüm. Bazı günlerin ötekilerden daha güzel olduğunu kabullendim. Günler, güzelleştirmeler, zaman hakkında konuştum. İyi seyirler.


Reklam, işbirliği, sponsorluk yok.

neticede her sorun çözümünü de içinde barındırır12 juil. 202600:10:31

Dünyada bulunan herkes sorunlu hayatlar yaşıyor. Bu sorunlar insandan insana, ülkeden ülkeye, şehirden şehire değişiyor. Gerçek şu ki sorunu olmayan kimse yok bu hayatta. Kiminin parası yok, kiminin sağlığı, kiminin sevdikleri… Yaşadığımız sorunlar sadece biz dışında olan şeylerden kaynaklanmıyor bazende insanın kendi kendine sorunu olabiliyor. Bazen hatta insanın içinde bir his oluyor, bir sorun oluyor ama ne olduğunu bilemiyor. Hani denir ya “içime bir şey oturdu” tam olarak öyle bir şey oturur ama ne oturduğunu bilemeyiz bizi rahatsız eder. Abbas Kiyarüstemi’nin “Taste of Cherry” filminde de ne olduğunu bilmediğimiz bir soruna sahip bir insan ve ne olduğunu bildiğimiz sorunlara sahip başka insanlarla karşılaşıyoruz. Bu bölümde biraz spoiler veriyor olabilirim haberiniz olsun. Filmde her insanın sorunları var (ki bu normal bir şey hayatta). Her insan sorunlarını çözmek için belirli yollara başvuruyor bir mücadele içine giriyor kimi dine, kimi uzaklaşmaya, kimi aslında yapacağı şeyin kötü olduğunu bile bile yapmayı tercih ederek sorunlarını çözmeye çalışıyor. Yani her insan sorunlarını çözmek için farklı yollar tercih ediyor. Sorununun ne olduğunu bilmediğimiz kişi ise ölümü çözüm olarak kullanıyor.Neticede her sorun çözümünü de içinde barındırıyor. Bazen bu çözümler iyi yollu bazen kötü yollu ama çözümünü içinde barındırmayan sorun yok.Şu an veya bir gün “sorunların oluşturduğu bir yığının altında kalırsak” şunu hatırlamalıyız ne olursa olsun her sorun için bir çözüm var. Ama filmde olduğu gibi insanın artık bu dünyada olmayarak bir çözüm bulmasına hiç gerek yok. En umutsuz, en mutsuz anımızda rüzgarın tenimize çarpınca hissettirdiği hisleri, sıcak bir yaz gününde yediğimiz kirazların, karpuzların o ferahlatıcı tadını hatırlamalı. Ne olursa olsun hayat yaşamamız için var, sonu kendiliğinden gelene kadar yaşamaya devam.

Reklam, işbirliği, sponsorluk yok.

kimsenin size bir hiçmişsiniz gibi hissettirmesine izin vermeyin05 juil. 202600:09:51

Bazı insanlar sizin onları sevdiğiniz kadar sizi sevmezler. Bir gün size harika davranan öbür gün berbat davranan insanlardan uzak durmak lazım. Bence en önemli şeylerden biri, birinin yanında rahat hissetmek. Çekinerek veya fazla düşünerek bir şey demek veya yapmak zorunda gibi bir baskı altında hissetmemek çok önemli ve değerli bir unsur. Birileri size bir hiçmişsiniz gibi hissettirmeye çalışacaktır. Lütfen kimsenin size bir hiçmişsiniz gibi hissettirmesine izin vermeyin. Siz birisiniz, bir bireysiniz. Birisini seviyorsunuz diye onun size karşı olan kötülüğüne katlanmayın. Bazen kafanızdaki kişi gerçekten o kişi değildir.


Reklam, işbirliği, sponsorluk yok.

İlişkinizin olmaması beğenilmediğiniz anlamına gelmez 28 juin 202600:12:48

Yaşadığımız zamanda sağlıklı ilişkiler kurabilmek çok zorlaştı. İlişkiler kurulamıyor. Kurulanlar yürüyemiyor. Yürüyenler bir yerde takılabiliyor.

İlişkiniz olmuyorsa bu sizin beğenilmediğiniz veya güzel olmadığınız anlamına gelmez. Bu hissi yaşadığım için konuşmak istedim.

Birini güzel buluyorsanız bunu gidip ona söylemelisiniz. Bazen adım atmaktan korkulduğu için bazı ilişkiler hayat bulamıyor. Sizden başka bir tane daha yok bu da sizi tek ve özel yapıyor. Siz tek, özel ve güzelsiniz. Özellikle sosyal medya da oluşturulan güzellik algılarına aldırış etmemek lazım. Herkesin kendine göre bir güzelliği var.

Gerçekten iç güzelliği çok önemli. İçinizi güzelleştirin, güzel tutun. Birine sırf fiziksel güzel diye tutulmak çok doğal ama içi güzel olmayan dış güzelliğin sonu gördüğüm kadarıyla çoğunlukla hüsran oluyor.

Böyle şeyler işte, herkesin sağlıklı ilişkiler yaşayabilmesini diliyorum. Sizleri seviyorum. 🫂

Takip etmeniz beni çok mutlu eder :)

Instagram/ https://www.instagram.com/boyleseyleristeee/

Reklam, işbirliği, sponsorluk yok.

rüya mı gerçek mi?21 juin 202600:31:13

"Girdisi olmayan bir şeyin, rüyanda çıktısı olamaz. Bilinçaltın açık bir kapıdır; neyi tüketirsen, zihnini onunla doldurursun."

Bu bölümde sadece benim kafamın içindekileri değil, Defne'nin de kafasının içindekileri duyacaksınız. Yanımda, enerjisine ve o tatlı sohbetine çok güvendiğim sevgili dostum Defne var! Rüya gibi bir bölüm oldu gerçekten.

Herkesin bir şekilde her sabah uyandığında Google'da "Rüyada yeşil balık görmek ne anlama gelir?" diye arattığı o evrensel ama bir o kadar da kişisel dünyayı masaya yatırıyoruz. Freud'un rüya teorilerinden, uykumuzda bile devam eden o zihinsel mesailere; rüyaların gerçek hayatımız ve maruz kaldığımız dijital dünya ile olan o muazzam bağını konuşuyoruz.

Bu bölümde neler var?

Rüyamda Ödev Yaptım Kesinliği: Üniversite yıllarında rüyasında ödevini bitirip, sınıfta boş defterle karşılaşınca gerçeklik algısını bir anlığına yitiren Defne'nin anısı.

Aksiyon Filmi Gibi Rüyalar: Görkem'in sağ el bileğindeki vidayı bile hesaba katarak uykusunda verdiği o amansız hayatta kalma mücadelesi.

Medya Detoksu ve Karabasan: Sosyal medyada tükettiğimiz içerikler ve kötü dönemlerde uykumuzda yaşattığı sıkıntılar. Rüya Gibi Hissettiren Şarkılar: Radiohead'den Grouper'a, insanı rüyadaymış gibi hissettiren o muazzam şarkı keşiflerimiz.

Arkanıza yaslanın, gözlerinizi (isterseniz) kapatın ve bu pazar bizimle birlikte zihninizin sınırlarını esnetin. Çünkü uykuda geçirdiğimiz o saatler, aslında uyanıkken kim olduğumuzun en dürüst aynası.

Defne'ye bu şahane sohbetle ilk adımını benimle attığı için çok teşekkür ederim. Yakında onun da kendi podcast kanalında harika işler yapacağının sözünü şimdiden buraya bırakıyorum!

Her Pazar saat 11:00'de yeni bölümleri kaçırmamak için takip etmeyi ve bildirimleri açmayı unutmayın! 🎙

Rüyanız hayırlara çıksın.

00:00 Defne

03:28 Ben rüya görmüyorum

06:51 Deneyimlemediğin bir şeyi rüyanda göremezsin

16:09 Gördüğün en manyak rüya

20:32 Rüyadaymış gibi hissettiren şarkı

26:22 Karabasan

29:11 Böyle şeyler işte

Reklam, işbirliği, sponsorluk yok.

vücudum beni uyarıyor14 juin 202600:09:43

"Bazen sadece duracaksın. Hiçbir şey yapmana gerek yok. Sadece sen ve durmak..."

Bugün Böyle Şeyler İşte’de her zamanki o enerjik, sabah 06.00'da uyanıp kilometrelerce koşan Görkem yok karşınızda. Son iki gündür vücudumun bana verdiği çok sert bir "yavaşla" sinyaliyle, yatağımdan, halsiz ama zihnim alabildiğine berrak bir şekilde sesleniyorum sizlere.

Her zaman sınırları zorlamayı, hep bir yarışın içinde daha hızlı koşmayı marifet sayarken; fiziki, psikolojik ve sosyal sağlığımızı nasıl hunharca yıprattığımızı kendi rahatsızlığım üzerinden masaya yatırıyorum. Geçmişte yaşadığım dermografi hastalığından bugünkü boğaz ağrıma kadar, vücudun aslında ne kadar kusursuz bir uyarı mekanizması olduğunu dürüstçe konuşalım istedim.

Hayat çok hızlı, evet. Ama sağlığımız elimizden kayıp gittiğinde o çok izlenen videoların, o bitmeyen hırsların hiçbir anlamı kalmıyor. Bu pazar, kendinize bir iyilik yapın ve bu bölümü dinlerken siz de sadece "durun".

Reklam, işbirliği, sponsorluk yok.

00:00 vücudumun bana uyarısı

05:16 sağlığımızın önemini unutuyoruz

06:55 bazen duracaksın

Seçme Özgürlüğü ve Bireyselleşmek07 juin 202600:07:42

"Hayatımın rengarenk olmasının benim tercih edebileceğim bir şey olması çok hoşuma gidiyor."

Bugün Böyle Şeyler İşte’de, hayatımızın en görünmez ama en güçlü dinamiklerinden birini masaya yatırıyoruz: Tercihlerimiz. Hayatta olabildiğince kendi seçimlerimizin peşinden gitmek, yapabildiğimiz, yapmak istediğimiz ya da her şeye rağmen yapamadığımız o kararlar bizi biz yapıyor.

Bizi yıpratan bir işi bırakabilme cesaretinden, ebeveynlerin çocuklarının hayatı (özellikle üniversite tercihleri) üzerindeki o baskıcı müdahalelerine kadar; insan olmanın aslında bir "seçim yapma becerisi" olduğunu konuşuyoruz. %100 bireyselleşmek mümkün müdür, aile evinden ayrılmak bu denklemin neresindedir ve neden kendi kararlarımızın peşinden gitme cesareti göstermeliyiz? Hepsi ve daha fazlası bu bölümde.

Reklam, işbirliği, sponsorluk yok.

Eskiden Her Şey Daha mı Güzeldi?31 mai 202600:08:51

"Geçmiş günümüzden daha güzelse, şu an gelecekten mi daha güzel olacak?"

Bugün, son üç senedir her fırsatta geldiğim, rüzgarı ayrı, koyu ayrı güzel olan Datça’dan sesleniyorum sizlere. Sevgili dostum Umut'un evinde konaklarken, son dönemde hepimizin diline pelesenk olan o büyük sorunun peşine düşüyoruz: Eskiden her şey gerçekten daha mı güzeldi?

Instagram: https://www.instagram.com/boyleseyleristeee/

00:00 Eskiden her şey daha mı güzeldi

01:51 Teknolojinin gelişmesi ve kültürel yozlaşma

04:34 Kafamın içindeki sorular

06:15 Farkında olmak08:04 Böyle şeyler işte

Reklam, işbirliği, sponsorluk yok.

Uzak Mesafe İlişkisi Gerçekten Yürür mü?24 mai 202600:26:28

Aslında uzak mesafe ilişkisi yürür arkadaşlar. Yeter ki siz birbirinizi gerçekten sevdiğinize inandırın. 🤍

Bugün tek başıma değilim. Yanımda, 2,5 senedir Antalya-İzmir arasında uzak mesafe ilişkisi yürüttüğümüz canım sevgilim Pelin var. Herkesin "Uzak mesafe ilişkisi yürümez" diyerek kestirip attığı o büyük ön yargıyı, kendi iki yıllık deneyimlerimiz, kavgalarımız, görüntülü konuşmalarımız ve daha fazlasını konuştuk.

Bu bölümde neler var?

- "Asla Yapamam" Diyenler: Uzak mesafe ilişkisine mesafeli duran o popüler kültür tepkilerine dürüst bir bakış.

- Kendi Kendine Yetebilmek: Uzak mesafeyi yürüten insanların asıl sırrı bireyselleşmek mi?

- FaceTime ve SüngerBob İronisi: Ekranlara sıkışan bir realite, bilgisayara sarılma isteği ve Plankton'ın bilgisayar karısı benzetmesi.

- Uzaktan Kavga Etmek: Yan yanayken bir sarılmayla çözülecek krizlerin, uzaktayken "FaceTime'ı suratına kapatma" ya kadar gitmesi.

- Gidenin ve Kalanın Yükü: Havalimanı vedalarından sonra arkada kalan o "bulaşıklar, terlikler ve evdeki boşluk hissi" ile yüzleşmek.

Eğer hayatınızda mesafeler varsa ya da "Uzak mesafe yürümez" diyenlerdenseniz, bu içten sohbete kulak verin. Çünkü güçlü sevgi bağları, kilometreleri sadece birer sayıya dönüştürür.

Pelin'e bu bölümde benimle olduğu ve hayatımı güzelleştirdiği için çok teşekkür ederim.

Her Pazar saat 11:00'de yeni bölümleri kaçırmamak için takip etmeyi unutmayın. :)

Reklam, işbirliği, sponsorluk yok.


Instagram: https://www.instagram.com/boyleseyleristeee/

00:00 Uzak mesafe yürümez mi

09:32 Güven

13:26 Kavga ediliyor

18:33 Ağlıyorsunuz

24:05 Güçlü sevgi bağları

25:12 Böyle şeyler işte

içimin sesi17 mai 202600:11:49

İçinizden sürekli bir ses gelir; 'bunu böyle yapmalısın' der ama o sesi dışarıya bir türlü dökemezsiniz, uygulayamazsınız. Ben içimin sesini dinlemekten korkan bir insandım.

Bugün Böyle Şeyler İşte’de, 25 yaşındaki bir gencin kendi iç dünyasıyla, geçmişiyle ve bedeniyle yaptığı o en dürüst yüzleşmeyi konuşuyoruz: "İçimin Sesini"

18 yaşından beri, lise biter bitmez full-time çalışmaya başlayan, üniversite hayatı boyunca durmaksızın koşturan ve pes etmeyi hiç seçmeyen bir Görkem vardı. Ama bir gün, bedeni o yoğun stres ve anksiyeteye "Dermografi" hastalığıyla bir dur ihtarı çekti. Bu bölümde, ne kadar para veya statü getirirse getirsin, sağlığımızı etkileyen şeyleri arkamızda bırakabilme cesaretini ve iç sesimizi nihayet hayata geçirmeyi konuşuyoruz.

Bu bölümde neler var?

- 18-22 Yaş Arası Araf: İçimizden gelen o sesi uygulamaya dökememenin yarattığı psikolojik yük.

- Bedenin İsyanı (Dermografi): Sabah 6'dan gece 12'ye koştururken sırtımda başlayan o kırmızı kabartıların bana öğrettiği gerçek.

- "Bırakın": Statü ve kazanç ne olursa olsun, iç sesiniz "sağlığın gidiyor" diyorsa o işi bırakabilme cesareti.

- Yirmili Yaşların Ortak Çıkmazı: Aile evinde kalmak, işsizlik kaygısı, ev-araba alma dertleri ve yalnız olmadığımız gerçeği.

Eğer siz de hayatın koşturmacasında kendi içinizin sesini bastırıyorsanız, memnun olmadığınız o döngülerden çıkmak için kendinize bir alan açın. Çünkü günün sonunda, en çok kendimizle beraberiz.

Siz en son ne zaman kendi iç sesinizi dinleyip radikal bir karar aldınız? Yorumlarda buluşalım.

Her Pazar saat 11:00'de yeni bölümleri kaçırmamak için takip etmeyi ve bildirimleri açmayı unutmayın. 🫂

00:00 İçimin sesi

02:05 Hayat tempom ve dermografi

04:09 İç sesini dinleyen ve uygulayan Görkem

05:29 İç sesiniz bir şeyler söylüyorsa dinleyin

08:53 Hayat mücadele gerektiriyor

09:21 Aile evinde kalmak

10:08 Sağlığınız etkileniyorsa bırakın

11:20 Böyle şeyler işte

Reklam, işbirliği, sponsorluk yok.

neden gülen suratlı kıyafetler giyiyorum?10 mai 202600:11:43

Hayatımda harika bir dönemde değilim ama yine de gülümsemeye çalışıyorum. Ya da en azından tişörtüm benim yerime gülümsüyor.

Bugün Böyle Şeyler İşte’de, son yıllarda sürekli yaptığım, bağlandığım bir şeyi konuşuyoruz: Neden her sene üzerinde gülen surat bulunan kıyafetler alıyorum?

Yirmili yaşlarımın en başlarında hatta biraz daha öncesinde alışveriş yapma sıklığım şu ana göre daha fazlaydı. Kıyafet tercihlerimde en sevdiğim şey hep "niş ve tekil" parçalar almak. Yine o parçalardan birini aldım ve bu da bir bölüm yapmama yol açtı.

Bu bölümde neler var?

- Alışveriş alışkanlıklarım.

- Gülen suratlı kıyafetlerim ve etkisi.

- Toplumsal mutsuzluğumuz.

Yaşadığımız coğrafyada gülümsemek bazen unutulan bir eylem haline gelse de; hayat, her şeye rağmen bir tebessümü hak ediyor.

İçerikleri kaçırmamak için abone olmayı/takip etmeyi ve bildirimleri açmayı unutmayın.

Instagram: https://www.instagram.com/boyleseyleristeee/

00:00 Alışveriş alışkanlıklarım

02:59 Gülen suratlı kıyafetler alıyorum

04:20 Neden gülen suratlı kıyafet alıyorum

06:43 Ayna nöronlar

08:17 Maalesef mutsuzuz

09:38 Hayat yaşamaya ve gülmeye değer

11:00 Böyle şeyler işte


Reklam, işbirliği, sponsorluk yok.

tek başına bir şeyler yapmak normaldir!03 mai 202600:10:45

Siz hiç sinemaya tek başınıza gittiniz mi? Ya da bir kafede yanınızda kimse yokken telefonunuza sarılmadan sadece oturdunuz mu?

Bugün Böyle Şeyler İşte’de, modern dünyanın bize "yalnızlık" diye pazarladığı ama aslında en doğal halimiz olan o meşhur konuyu konuşuyoruz: Tek başına bir şeyler yapmak.

Bu durumu "Self-date" gibi süslü isimlerle bir "proje" haline getirmeye çalışmak, aslında tek olmanın normal olmadığını kanıtlamaya çalışmak gibi hissettiriyor. Halbuki insanın temel gerçeği budur; etrafınız ne kadar kalabalık olursa olsun, günün sonunda o kapıyı kapattığınızda sadece siz ve kafanızın içindekiler kalır.

Bu bölümde neler var?

- "Self-date" terimi- Yalnız kalma korkusu yüzünden yaptığımız o yanlış tercihler ve girdiğimiz yanlış gruplar...

- 18 yaşından beri tek başına konsere gitmeyi neden "muazzam bir etkinlik" olarak görüyorum.

- Düşünce Havuzum

Sırf yalnız kalmamak için memnun olmadığınız yerlerde olmayı bırakıp, kendi özgür hür iradenizle tek başına bir şeyler yapabilmenin yarattığı o özgüveni tatmaya davetlisiniz.


https://www.instagram.com/boyleseyleristeee/

00:00 Günün sonunda kendinle baş başasın

00:44 Self Date terimi ve tek başınalığın normal olması

02:29 İnsan tek başına bir şeyler yapmalı

03:38 Ben uzun zamandır tek başıma bir şeyler yaparım

05:59 Tek başına kalmaktan korkmamalı

07:49 Sosyal sağlık

08:51 Düşünce havuzum

10:32 Böyle şeyler işte

Reklam, İşbirliği, Sponsorluk yok.

sürekli bir şeyler yapma hastalığına yakalandım26 avr. 202600:12:25

Bu haftaki bölümde, modern zamanın en yaygın ama bir o kadar da yorucu "hastalığı" hakkında konuşuyorum: Sürekli bir şeyler yapma zorunluluğu.

Günün her anını bir yapılacaklar listesiyle (to-do list) doldurmanın, internetin hızıyla yarışmaya çalışmanın ve her popüler içerikten geri kalma korkusunun bizi nasıl bir sarmala sürüklediğini paylaşıyorum. 2000 doğumlu bir birey olarak kendi deneyimlerimden yola çıkıyor; to-do list detoksundan, hiçbir "task"ın olmadığı o kıymetli "rahatlama zamanlarına" (relaxing times) kadar bulduğum çözüm yollarını anlatıyorum.

Bu bölümde neler var?

- To-do list'lerin yarattığı baskı.

- Her filmi izlemek, her akımı takip etmek zorunda mıyız?

- Sosyal medyayı bir "görev" olmaktan çıkarıp zihnimizi nasıl özgürleştiririz?

- Her şeyin en iyisini değil, her şeyi görmek neden önemli?

Bazen sadece durmak, geride kalmayı kabullenmek ve o meşhur "kalayım yani" diyebilme özgürlüğünü keşfetmek için bu bölüme davetlisiniz.

İyi izlemeler ve dinlemeler! 🎙️✨



https://www.instagram.com/boyleseyleristeee/


00:00 Sürekli bir şeyler yapmalıyım hastalığına yakalandım

01:31 Aman geride kalmayayım

03:02 Her şeyi yakalamak zorunda değilim

06:31 Herkesin yaptığı her şeyi yapmak zorunda değilim

07:54 Her zaman her şeyin en iyisi olmaz

10:34 Bugünüme notlar

11:12 Böyle şeyler işte


Reklam, işbirliği, sponsorluk yok.

ghosting’den love bombing’e: ilişkilerde terim çılgınlığı19 avr. 202600:10:14

Birinden hoşlandınız, buluştunuz, göz göze geldiniz... Peki o an sadece o "an"ı mı yaşıyorsunuz, yoksa kafanızda bir terimler sözlüğüyle mi oturuyorsunuz?

Bu hafta, modern ilişkilerin içine düştüğü o terminoloji çukurunu, yani benim deyimimle "Terim Çılgınlığı"nı konuştum.

Eskiden "anlaşamadık" ya da "ısınamadım" deyip geçtiğimiz her şeye artık klinik bir teşhis koyma peşindeyiz. Ghosting, Love Bombing, Gaslighting, Breadcrumbing... Birine karşı dürüst olmak bu kadar mı zorlaştı da bu terimlerin arkasına sığınıp birbirimizi "vaka" gibi görmeye başladık?

Bu bölümde şunlara değindim:

- İlişki mi yaşıyoruz yoksa satranç maçı mı oynuyoruz?

- Sağlıklı sevgiler...- Kusursuz insan arayışı.

Ve bölümün sonunda; 2023’te kaybettiğim ama 2024’te yeniden kazandığım o "sağlıklı sevgi" umudum...

Yaşa gitsin ya şu ilişkiyi. Terimlere takılmadan, kasmadan, açıkça...

İyi seyirler/dinlemeler.

Instagram: https://www.instagram.com/boyleseyleristeee/


00:00 acaba lovebombing mi? ghosting mi? gaslighting mi?00:45 ilişkilerde terim çılgınlığı

03:08 insan ilişkisi basit bir şey

04:00 satranç oynamıyoruz, yaşa gitsin ilişkiyi

05:30 insanın kusurları vardır

09:21 böyle şeyler işte - umarım herkes sağlıklı sevgiler yaşar


Reklam, işbirliği, sponsorluk yok.

her şey geçer mi?: tutto passa. 12 avr. 202600:07:45

Bu hafta her şeyin ne kadar hızlı akıp geçtiğini, nefes aldığımız o anın değerini ve göğsümüze kazımamız gereken o iki kelimeyi konuştum: Tutto Passa.

Geçtiğimiz hafta hayatımın en uç noktalarını aynı anda yaşadım. Bir yanda podcast’imle ilgili beni çok heyecanlandıran, yakında detaylarını paylaşacağım güzel bir gelişme; diğer yanda yüksek lisans tezimin stresi ve maalesef üniversitemizden çok değerli Doktor İbrahim Ethem Hindistan hocamızın vefat haberi...

Eskişehir Odunpazarı Modern Sanat Müzesi'nde (OMM) karşıma çıkan o İtalyan amcanın fotoğrafı ve göğsündeki o dövme, tüm bu karmaşanın ortasında suratıma bir tokat gibi çarptı.

"Tutto Passa" yani "Her Şey Geçer."

Peki, gerçekten her şey geçer mi?

Bu bölümde;

Yaşadığımız o anın neden tek gerçeklik olduğunu,

Hayatın akışında kendimizi ve çevremizi daha az üzmemiz gerektiğini,

Ve her şeyin geçiciliği hakkında konuştum.

Doyasıya yaşayacağımız, hayattan keyif alacağımız anlara...


Instagram: https://www.instagram.com/boyleseyleristeee/

Tiktok: https://www.tiktok.com/@boyleseyleriste

X: https://x.com/boyleseyleriste


Reklam, işbirliği, sponsorluk yok.


00:00 gözlerinizi kapatabilir misiniz lütfen

02:45 sadece şu an yaşıyoruz

03:30 bu hafta yaşadıklarım

06:20 hayat kimseyi beklemiyor

07:30 böyle şeyler işte

Vuruldum, Ölmedim ve Dedim ki: "Ne Olmuş Yani?"05 avr. 202600:08:00

Çok sevdiğiniz bir insan sizi sevmedi mi? Her şeye sahipken yine de yalnız mı hissediyorsunuz? Belki de tek ihtiyacınız olan şey Andy Warhol’un hayata bakış açısıdır: 'Ne olmuş yani?'


Bu bölümde, sanat tarihinin en sıra dışı isimlerinden Andy Warhol’un 1968’de vurulup ölümden dönmesine rağmen hayata nasıl kayıtsız kaldığını ve bu 'vurdumduymazlığın' bir başarı formülüne nasıl dönüştüğünü konuşuyoruz.


Kendi hayatımdan örneklerle; okul yıllarındaki aşırı kaygı halinden, bugün geliştirmeye çalıştığım 'Dengeli Vurdumduymazlık' bakış açısına geçiş sürecimi paylaşıyorum. Her şeyin aslında göründüğü kadar önemli olmadığını hatırlama vakti.


Bölümde Neler Var?

- Andy Warhol ve "Ne Olmuş Yani?" bakış açısı

- 1968 Stüdyo saldırısı ve Warhol’un tepkisi

- Dengeli vurdumduymaz olmak

- Hayatın bazı şeyleri ciddiye almak için çok kısa olması durumu


Instagram: https://www.instagram.com/boyleseyleristeee/

Tiktok: https://www.tiktok.com/@boyleseyleriste

X: https://x.com/boyleseyleriste


00:00 Giriş - Ne olmuş yani

00:15 Andy Warhol'un hayata bakışı

02:09 Dengeli vurdumduymazlık

06:47 Hayat bazı şeyleri ciddiye almak için çok kısa

07:18 Böyle şeyler işte


Reklam, işbirliği, sponsorluk yok.

size kötü hissettirilmesine izin vermeyin I sosyal medya baskısı, geri kalmışlık hissi...29 mars 202600:09:17

Sosyal medya, insanların dijital olarak sosyalleşebilecekleri alanlar olmaktan ziyade günümüzde insanlar üzerinde sosyal baskı yaratan alanlar oldular. Sosyal medya da gezinen insanlar özellikle geri kalmışlık hissi yaşıyorlar, bence bunu hissetmeyen yoktur. "Hepinizden iyi hayat yaşıyorum" algısı oluşturan bir sürü insanla doldu sosyal medya. Bunların birçoğunun kandırmaca olduğunu düşünüyorum.Bunların size kötü hissettirmesine izin vermeyin!! Başkalarının ne yaptığı o kadar da önemli değil. Bu bölümde bunları ve daha fazlasını konuştuk.


https://www.instagram.com/boyleseyleristeee/


00:00 Sosyal medya baskısı

03:41 Sosyal medyanın bizi kötü etkilemesine izin vermeyelim!

07:02 Kendimizi kumbara gibi düşünelim


Reklam yok.

hayat, değerlere sahip çıkmakla değerli olur I bilgi, cesaret, ölçülülük, adalet...22 mars 202600:11:10

İnsani değerlerden uzaklaştığımızı hatta unuttuğumuzu düşünüyorum. İnsani değerler üzerine hepimizin derin derin düşünmeye ihtiyacı var bence. İnsanı insan yapan, toplumu toplum yapan, yaşamı yaşam yapan bu değerler çok önemliler. Eski Yunan'da Aristoteles ve Platon değerler üzerine düşünmüşler bizim de düşünmemiz ve eski Yunanlılarla bir yerde buluşmamız gerekiyor. Değerlerimizi düşünmeli, anlamalı ve farkında olarak yaşamalıyız.


Bu bölümde değerler üzerine düşündüm ve konuştum. Hadi sizde bana eşlik edin. Sizin düşüncelerinizi de merak ediyorum. Bana instagram, tiktok, facebook ve x'den ulaşabilirsiniz: Böyle Şeyler İşte 👈🏻


Reklam, işbirliği, sponsorluk yok.


00:00 İnsani değerleri düşünmek

00:27 Eski Yunanlılarla bir yerde buluşmalıyız

01:11 Bilgelik

03:28 Cesaret

06:04 Ölçülülük

07:36 Adalet

09:53 Değerlerin farkında yaşamak

10:41 Böyle şeyler işte

geleceğe yönelik umudu olmayan biri dilek diler mi? I gelecek, umut, marteniçka... 15 mars 202600:07:12

Geleceğe dair umudu olan insanların dilek dileyip dilemeyeceğini canım sevgilim Pelin ile Efes Antik Kentinde konuştuk. İkimizde kendi kafamızın içindekileri konuşarak düşüncelerimizi anlatmaya çalıştık.


00:00 Geleceğe dair umut ve dilek dilemek

01:16 Pelin ve kafasının içindekiler

02:40 Dilek dilemek umutluyum anlamına gelmez

03:34 Yüzyıllardır süren umut ve dilek

05:13 Pelin ve umut etmek

06:04 Böyle şeyler işte


Reklam yok.

mutlu olma sanatı08 mars 202600:10:04

Geçmişten günümüze bu dünyaya ayak basmış neredeyse herkes yaşamını mutlu olmak için yaşadı ve yaşamakta. Okuduğu okulu, Yaptığı işi, Tercih ettiği insanları hayatındaki neredeyse her şeyi mutlu olma gayesiyle yapmakta insan. Bu kadar çaba harcanan, herkesin gözdesi olan bu “mutluluk” duygusu nedir? Bu bölümde size mutluluğun ne olduğundan, mutluluğun dilinden, mutluyken vücudumuzda ne olduğunda, mutluluğun ölçülebilirliğinden ve mutluluk rutinimden bahsettim.


00:00 Mutluluk Nedir?

03:24 Mutluluğun Dili

05:03 Mutluyken Vücudumuzda Ne Oluyor?

05:43 Mutluluk Ölçülebiliyor Mu?

06:53 Mutluluk Rutinim

09:55 Böyle Şeyler İşte


Reklam, işbirliği, sponsorluk yok.

neden sürekli yorgunsun?01 mars 202600:06:52

"Daha fazla enerjiye sahip olmak için neye ihtiyacım var?" sorusunun cevabı genellikle daha fazla kahve veya takviye değildir. Çoğu zaman sorun, uyku, hareket ve beslenme gibi en temel taşları bir "kontrol listesi" gibi görüp geçiştirmemizdir.

Bu bölümde;

  • Kafein Paradoksu: Saat 16:00'da içtiğin kahvenin %25'i gece 05:00'te hala neden kanında?

  • Uyku Fırsatı: 8 saat uyumakla 8 saat yatakta kalmak arasındaki kritik fark nedir?

  • Hareketin Altın Kuralı: "Enerjiye mal olan şey, aslında enerji verir" mantığı nasıl çalışır?

  • Sirkadiyen Ritim: Odanı zifiri karanlık yapmanın ve ekranlardan uzak durmanın biyolojik karşılığı nedir?

Sorunu uzaklarda arama, temellere birlikte geri dönelim. İyi dinlemeler!

00:00 Giriş I Neden Sürekli Yorgunuz?

00:59 Uyku, Egzersiz, Beslenme

01:49 Kafein Yanılgısı I Neden 12:00'den Sonra İçmemelisin

03:29 Uyku Fırsatı I Yatakta Ne Kadar Kalmalısın?

04:14 Sirkadiyen Ritim I Mavi Işık Beynini Nasıl Kandırıyor?05:01 Hareketin Gücü I Enerji Harcadıkça Enerji Kazanmak

05:45 Beslenme I Karmaşadan Uzak Temel Kurallar

06:37 Böyle Şeyler İşte


Reklam, işbirliği, sponsorluk yok.

insan neyle yaşamalı? I konserler, kitaplar, koşu, sinema, sanat, sevgi...22 févr. 202600:20:20

Hayatta Neye İhtiyacımız Var?

Hayatta olmanın yaşamak olmadığından, sadece var olmanın yaşam değil sadece bir alan kaplama olduğundan bahsettim. Bu bölümde kitaplardan, konserlerden, egzersiz ve koşudan, tiyatro ve sinemadan, fotoğrafçılıktan, sanat galerileri ve müzelerden, yazmaktan, sevgiden bahsederek bunların yaşamımdaki "gerçekten yaşamak" hissini neden yaşattıklarından bahsettim.


00:00 Giriş I İnsan Neyle Yaşar?

03:33 1. Konserlere Gitmek

05:04 2. Kitap Okumak

06:30 3. Egzersiz ve Koşu

08:21 4. Tiyatro ve Sinema

10:08 5. Fotoğraf

12:49 6. Sanat Galerileri ve Müzeler

14:12 7. Yazmak

15:29 8. Sevgi

16:47 Nazım Hikmet - Yaşamaya Dair

20:09 Böyle Şeyler İşte

bu kitaplar hayatımı değiştirdi08 févr. 202600:13:01

Hayatımın rotasını değiştiren Adam Phillips, Dale Carnegie, Robert Greene ve Doğan Cüceloğlu eserleri üzerinden; kendi dönüşüm hikayemi ve bu kitapların bana fısıldadıklarını anlatıyorum.


00:00 Giriş I Hayatımı Değiştiren Kitaplar

01:01 Adam Phillips - Kaçırdıklarımız

03:03 Dale Carnegie - Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı

05:58 Robert Greene - Ustalık

10:07 Doğan Cüceloğlu - Var mısın?

12:24 Kapanış I Kitapların Bana Öğrettikleri


Reklam, işbirliği, sponsorluk yok.

25 yaşıma kadar öğrendiğim 25 şey I zorbalık, ilişkiler, hareketlilik, dersler, cesaret, duygular...01 févr. 202600:21:44

Akran zorbalığı yaşıyorsan, ilişkiler konusunda kafan karışıksa, dersler seni bunaltıyorsa, duyguların dalgalıysa... Bu videocasti izlemen iyi gelebilir, kendinden bir şey bulabilir ve belki yeni pencereler açabilirsin. Bu videoda 25 yaşıma kadar öğrendiğim şeyleri sizlerle paylaştım. 25 yaşın altındaysan, benim yaşadıklarımı yaşıyorsan bil ki yalnız değilsin.

bazı şeyleri değiştirmek için bazı şeyleri değiştirmek gerek25 janv. 202600:10:17

Hepimiz olduğumuz yerde durup bir mucize bekliyoruz. Bir sabah uyanacağız ve her şey düzelmiş olacak.Ama Einstein'ın o meşhur sözünü unutuyoruz: "Aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemek deliliktir."

Ben de bu tuzağa düştüm.Bitmeyen tezim, ertelediğim iş fikirlerim ve podcast yayın günümle ilgili yaşadığım sıkışmışlık hissi, bana Newton'un basit bir fizik kuralını hatırlattı: Etki yoksa, tepki de yoktur.

Bu bölümde; hayatı bir radyo frekansına benzeterek, cızırtılı bir yayından istediğimiz "müziğe" nasıl geçebileceğimizi konuştum.Girdiyi (Input) değiştirmeden, çıktının (Output) değişmesini bekleyenler için sesli bir uyanış çağrısı.

Yarın sabah için küçük bir meydan okumam var.

Keyifli dinlemeler.

Reklam, işbirliği, sponsorluk yok.


Instagram: boyleseyleristeee


overthinking'den an'a dönmek | sol omzumdaki mesaj18 janv. 202600:08:27

Otobüs durağında beklerken, zihnimdeki gürültü rüzgardan bile fazlaydı. Gelecek kaygısı ve "overthinking" arasında gidip gelirken, sol omzuma düşen bir "şey" beni o an'a geri getirdi.

Bu bölümde; kuş pisliğinin neden "şans" sayıldığının tarihsel ve psikolojik kökenlerini araştırdım. Carl Jung'un eşzamanlılık teorisinden yola çıkarak, evrenin bize gönderdiği garip mesajları ve kaosun içinde "durabilme" ihtimalini konuştum.

Piyango çıkmadı ama belki de daha değerli bir şey buldum.

Keyifli dinlemeler.

Reklam, işbirliği, sponsorluk yok.

aynı otobüs, iki farklı dünya I sonder 11 janv. 202600:03:48

İzmir’den Eskişehir'e giderken şunu fark ettim: İşte dünya böyle, bir yere gidiyorsun; aynı otobüste birileri sevince, birileri hüzne gidiyor.

Biz yılbaşını kutlamak için giderken, arka koltuğumuzda oturanlar bir cenazeye katılmaya gidiyorlardı. Aynı otobüste, aynı yere, aynı yoldan gidiyor olsak da içimiz bambaşka bir haldeydi. O gün, duygusal olarak aynı durumda olmasak da o yabancı insanların en az benimki kadar karmaşık ve detaylı bir hayatları olduğunu fark ettim.

Bu bölümde; John Koenig’in "Sonder" kavramını, ışığı yanan pencerelerin ardındaki hayatları, yolda olmanın hissettirdiklerini ve -10 derecede bile insanı neyin sıcak tuttuğunu konuştum.

Biz kendimizi hayatın başrolü sanıyoruz ama aslında biz de başkalarının hikayelerinde sadece bir arka plan oyuncusuyuz.


Reklam, işbirliği, sponsorluk yok.

kendi önünden çekil: engelleri kim icat ediyor? | André Gide & Pastoral Senfoni07 janv. 202600:06:10

İnsanların ara sıra icat etmeyi sevdiği kuruntulu itirazlar olmasaydı pek çok şey kolayca hallolurdu."

André Gide’in Pastoral Senfoni kitabını okurken altını çizdiğim bu cümle, beni kendi zihnimdeki bariyerlerle yüzleştirdi. Çoğu zaman hayatı zorlaştıran dış koşullar değil; bizim "icat ettiğimiz" bahaneler ve çocukluktan beri içimize işleyen "yapamazsın" sesleri.

Bu bölümde; zihnimizdeki o "kuruntulu itirazları" nasıl ayırt edebileceğimizi ve kendi önümüzden nasıl çekilebileceğimizi konuştuk.

Eğer siz de sürekli "bir şeyler bana engel oluyor" diyorsanız, belki de o engeli oraya koyan kişiye aynada bakma vakti gelmiştir.

📖 Bahsi Geçen Kitap: André Gide - Pastoral Senfoni

Reklam, işbirliği, sponsorluk yok.

2026: neyi içeri alıyoruz, neyi kapıda bırakıyoruz? I ❌ hedefler ✅ niyetler 04 janv. 202600:07:23

Bugün 4 Ocak. O büyük bir gazla aldığın kararlar ne durumda? Eğer şimdiden zorlanıyorsan, sorun sende değil; sorun "Yeni Yıl, Yeni Sen" yalanında.

Bu bölümde, bizi strese sokan hedefler listesini yırtıp atıyoruz. Onun yerine 2026'da evimizde neleri misafir edeceğimizi ve neleri vestiyerde bırakacağımızı konuşuyoruz.

Benim 2026 IN & OUT Listemden başlıklar:

  • OUT: Mükemmeliyetçilik, sürekli açıklama yapma zorunluluğu, her şeye yetişme çabası (FOMO).

  • IN: Kaçırmanın hazzı (JOMO), "iyi değilim" diyebilme cesareti (Radikal Dürüstlük) ve sezgisel üretim.

Yüklerini kapıda bırakmaya hazırsan, içeri gel.

gölgelerden daha güzel bir şey yoktur28 déc. 202500:05:56

"Mutlak karanlık kör edicidir evet, ama mutlak ışık da kör edicidir."

Fotoğrafçılıkta değişmez bir kural vardır: Işık ne kadar güçlüyse, gölge o kadar keskin olur. Modern dünyada sürekli o "ışıklı" tarafımızı, başarılarımızı ve neşemizi göstermeye çalışıyoruz. Peki ya bizi asıl derinleştiren, hikayemizi "gerçek" kılan şey o parlak vitrinin arkasındaki gölgelerimizse?

Bu bölümde; Joachim Trier’in son filmi Sentimental Value’dan aldığım ilhamla, Japonların kırılanı altınla onarma sanatı "Kintsugi"ye ve Carl Jung'un "Gölge" kavramına bir yolculuk yapıyoruz.

Kusurlarımızın, pişmanlıklarımızın ve hüzünlerimizin aslında neden saklanması gereken lekeler değil, parlatılması gereken "altın çatlaklarımız" olduğunu konuştuk.

Işığı biraz kısıp, gölgelerle tanışmaya hazırsan; kulaklığını tak.

Reklam, işbirliği, sponsorluk yok :)


mutsuz olma hakkı: kendine bu izni ver24 déc. 202500:08:22

Sosyal medya bize sürekli "harika görünmeyi", "sürekli üretmeyi" ve "hep pozitif kalmayı" dayatıyor. Ama gerçek şu ki; insan bir makine değil, mevsimleri var. Bazen kışı yaşamadan baharın gelmesi mümkün değil.

Bu bölümde; geçtiğimiz aylarda yaşadığım kendi durgunluk sürecimden yola çıkarak, neden her zaman iyi olmak zorunda olmadığımızı ve mutsuzluğun da en az mutluluk kadar insani bir hak olduğunu konuştuk.

Unutma; hüzün, öfke ya da mutsuzluk kalıcı ev sahipleri değil, sadece birer misafir. Kapıyı yüzlerine kapatmak yerine onları içeri alıp dinlediğinde, aslında sana çok şey öğretip gidiyorlar.

Bu bölümde neler konuştuk?

  • Otomatikleşmiş "İyiyim" cevaplarının arkasındaki gerçek.

  • Mutsuz olma hakkı

  • Duyguları bastırmanın yarattığı "patlama" etkisi.

  • Kendine "Bugün iyi değilim" deme izni vermek.

Keyifli dinlemeler!

Bölümle ilgili düşüncelerini paylaşmak istersen:Instagram: https://www.instagram.com/boyleseyleristeee/

situationship: adını koyamadığın ilişki seni neden tüketiyor?21 déc. 202500:13:25

Sevgili değiliz ama başkalarıyla da görüşmüyoruz..." Bu cümle tanıdık geldi mi?

Sabahları "Günaydın" mesajları, akşamları uzun konuşmalar, kıskançlık krizleri var... Ama "Biz şimdi neyiz?" diye sorunca derin bir sessizlik var.

Modern ilişkilerin yeni vebası: Belirsizlik.Adını koymaktan korkuyoruz, "akışına bırakalım" diyoruz ama o akışta boğuluyoruz. Sonuç? Kimsenin mutlu olmadığı o gri alan: Situationship.

Bu bölümde; flörtteki taktik savaşlarını, geç cevap verme oyunlarını, 'Ghosting'i ve o duygusal araftan nasıl sağlam çıkacağını konuştuk.

Telefon başında beklemekten ve belirsizlikten yorulanlar için dertleşme seansı başladı.

Bölümde Konuştuklarım:

  • "Biz Şimdi Neyiz?" sorusu neden bu kadar korkutucu?

  • Taktik Savaşları: Mesajına geç cevap verince değerli mi oluyorsun?

  • "Anın tadını çıkaralım" yalanı ve Situationship tuzağı.

arkadaş grubun yok diye ezik değilsin | yalnızlık ve seçicilik17 déc. 202500:07:43

Hani dışarıdan bakınca herkesin çok eğlendiği o kalabalık arkadaş grupları vardır... Onları görüp "Neden ben böyle değilim? Bende bir sorun mu var?" diye kendini yediğin oldu mu?

Yalnız değilsin. Ben de yıllarca sırf yalnız kalmamak için, ait hissetmediğim masalarda oturdum, gülmediğim şakalara güldüm. Buna "sosyalleşmek" diyorlardı ama ben şimdi buna "kendine ihanet" diyorum.

Bu bölümde; arkadaşsızlık zannettiğimiz o durumun aslında nasıl bir "seçicilik" ve güç olduğunu konuşuyoruz. Zoraki bir kalabalığın içinde yalnız hissetmektense, tek başına ve huzurlu olmanın yollarını arıyoruz.

Eğer sen de "Hiç arkadaş grubum yok" diye üzülüyorsan, gel biraz dertleşelim. O masadan kalkma zamanı geldi.

Bu bölümde konuştuklarımız:

  • Sürüden ayrılma korkusu

  • Neden yanlış insanlarla arkadaşlık kuruyoruz?

  • Kaliteli yalnızlık vs. Zoraki kalabalık

  • Kendi insanlarını bulmak

Beni buradan da takip edebilirsin:Instagram: https://www.instagram.com/boyleseyleristeee/TikTok: https://www.tiktok.com/@boyleseyleriste

her şey olmasa da birçok şey güzel olacak14 déc. 202500:08:35

“Her şey olmasa da birçok şey güzel olacak.”

Bu bölümde boş umutlardan değil, kabullenmekten konuşuyorum.
Her şeyin güzel olmayacağını kabul etmenin neden aslında insanı rahatlattığını,
hayatla kavga etmek yerine hayatla iş birliği yapmayı,
yüzde yüz isteyip, yüzde yüz çabalayıp yine de olmayan şeylerle nasıl barışabileceğimizi…

Çaba, kontrol edemediğimiz durumlar, ilişkiler, hayal kırıklıkları ve
“ben elimden geleni yaptım” diyebilmenin insana nasıl bir güç verdiği üzerine bir sohbet bu.

Eğer şu sıralar “hiçbir şey yolunda değil” diye hissediyorsan,
belki bu bölüm sana şunu hatırlatır:
Her şey güzel olmak zorunda değil.
Ama birçok şey hâlâ güzel olabilir.

hayatın 7 günde değişecek10 déc. 202500:08:04

Hayat bir anda değişmiyor.

Ama küçük alışkanlıklarla yön değiştiriyor.


Bu bölümde hayatını 7 gün boyunca küçük küçük nasıl dönüştürebileceğini konuşuyorum.

Yazmanın gücünden, mini rutinlerden, sabah alışkanlıklarından ve büyük değişimlerin aslında ne kadar küçük başladığından…


Dağları aşmana gerek yok.

Bir tepecik yeter.


Bugün küçük başla.

Gerisi zaten geliyor.

ostinato rigore07 déc. 202500:08:24

Bu bölümde “ostinato rigore” kavramından yola çıkarak devam etmenin, sabrın ve istikrarın aslında ne kadar güçlü bir şey olduğunu konuşuyorum.
Leonardo da Vinci’nin hayat mottosundan, kendi tez sürecime, spora başlayıp bırakmalarımdan yarım kalan hayallere kadar uzanan bir sohbet.
Mükemmel olmayı değil, süreçte kalmayı…
Hızlı olmayı değil, istikrarlı olmayı hatırlatmak istedim.
Eğer bir şeyler yarım kalıyorsa, belki de mesele yeteneksizlik değil, sabırsızlıktır.
Bu bölüm, yeniden devam edebilme cesareti üzerine.

sağlıklı sevgiler yaşayabilme umudu...03 déc. 202500:07:57

Bu bölümde sağlıklı sevgiler yaşayabilme umudunu konuşuyorum.Sevilmediğini düşünenlere, sevmeyi unuttuğunu zannedenlere…Yıllarca arızalı ilişkilerin içinde kaybolup umudunu kaybedenlere…Ve sonunda doğru sevgiyi, huzuru, güveni bulanlara…Belki de en çok da henüz bulamayanlara anlatıyorum.Sağlıklı sevgi mümkün. Ben bunu çok geç öğrendim.Sen de bir gün mutlaka öğreneceksin.


Reklam, işbirliği, sponsorluk yoktur.

harekete geçmek sadece bir adım30 nov. 202500:08:24

Harekete geçmek sadece bir adıma bağlı. Yapacak hiçbir şey yok demeyi anlamlı bulmuyorum.

sadece sen değilsin: herkes kaygılı26 nov. 202500:05:23

hiçbirimiz yalnız değiliz!

senin tramvayın senin zamanında gelir23 nov. 202500:04:41

Bazıları senden önce gidece bunu kabul et.

Evet, birileri senden önce gider.

Senden önce fırsat yakalar.

Senden önce yol alır.

Ama bu yarış değil.

Senin yolun senin zamanında açılır.

Sen ne zaman binmen gerekiyorsa, o tramvay tam o anda gelir.

Ve o yol kimsenin değil sadece senindir.

 

bugün denizin sonunu düşündüm19 nov. 202500:04:49

Hayatta en büyük sıkışmayı yaşadığımız nokta genelde ogörünen yerle görünmeyen yer arasındaki çizgi oluyor bence.

O çizgide duruyoruz, bakıyoruz ve adım atmaya çekiniyoruz.

Çünkü bildiğimiz yer güvenli geliyor.

Ama bildiğimiz yer… artık bizi büyütmüyor.

 

Bugün denizi, dağları seyrederken şunu söyledim:

Ben o görünmeyen yere doğru yürümeye hazırım.

Korkusuz değilim, ama hazırım.

Kendime güveniyorum, yaptıklarımın ve yapabilecekleriminfarkındayım.

bugün iyi hissetmemem için hiçbir sebep yok17 nov. 202500:04:05

Şöyle düşündüm kahvemi içerken:

Geçmiş artık geçmiş işte yani bitti gitti bir daha gelmeyecek

Yarın da daha gelmedi.

Ben bugün burada duruyorum.

Ve şu an, elimdeki tek şey bu an.

Bu andayken iyi olmamam için gerçekten hiçbir sebep yok.

Çünkü Bugünden başka bugün yok.

bugün sadece elimden geleni yapacağım16 nov. 202500:04:44

Bugünü mükemmel bir gün yapmak zorunda değilsin.

Bugün sadece elinden geleni yap.

 

Belki bir sayfa yaz.

Belki bir mail at.

Belki bir şeyi araştır.

Belki sadece düşüncelerini toparla.

Fark etmez.

Hepsi bir adımdır.

 

bugün, başlamanın ağırlığını aştığım gün15 nov. 202500:02:11

"Bugün bir şeyler yapabilmeye, üretebilmeye başlayabilmenin dayanılmaz zorluğunu aştığım bir gün oluyor.”

rana ile bir şeyler anlattık28 juil. 202400:19:49

rana harika bir anlatıcı bence. bu bölümü dinlemeni ve podcast'imi takip etmeni çok isterim :)

pes etmiyorum11 juil. 202400:14:51

"pes etmemekten başka şansımız yok"

canını sıkma08 juil. 202400:05:11
bunu büyüyünce anladım03 juil. 202400:05:11

sevgilim pelin zeka'nın anlattıklarını ve güzel sesini dinliyorsunuz.

peşinden koştuklarımız30 juin 202400:11:43

merhaba, bu bölümde gülen ile konuştuklarımızı dinleyebilirsiniz. bence kesin dinlemelisiniz :)

© My Podcast Data · Projet indépendant · Données issues d'Apple & Spotify